Cumartesi 20 Åžaban 1431, 31 Temmuz 2010

Seçme Nasihatler

Önce yol bil, sonra yol göster. Yolu görememişsen mürşitlik davasını bırak.
Nâsır-ı Hüsrev -

facebookda
Yazı Boyu

BİŞR-İ HAFİ

Okunma : 1807 defa  
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 10
ZayıfEn iyi 
Allah Dostlarının hayatlarında, kendi hayatımız için nice ibretlerle birlikte büyük ümitler de bulunmakta. İsyan ve günahlarla dolu yıllara raÄŸmen ne büyük makamlara eriÅŸilebileceÄŸinin bir örneÄŸi de BiÅŸr-i Hafi (K.S.). Onun hayatından bize düÅŸen hisse, gaflet ve isyankârlığımıza takılıp kalmadan yüksek ufuklara göz dikmek. İçimizde-dışımızda bizi çağıran o ulvî sese kulak vermek.
Manevî semamızın yıldızlarından BiÅŸr-i Hafi, h.150 (m.767) yılında Merv’de doÄŸdu. Merv’in ileri gelen ailelerinden birine mensuptu. BaÄŸdat’ta yaÅŸadı ve h.227 (m.841) yılında burada vefat eyledi.
Devrinin sayılı hadis âlimlerinden biri olan BiÅŸr-i Hafî Hazretleri, gençlik yıllarında içki ve iÅŸret meclislerinde dolaşırdı. Bir gün sarhoÅŸluktan sendeleye sendeleye yürürken yolda bir kağıt parçası buldu. Üzerinde Bismillahirrahmanirrahim yazılıydı. Onu hürmetle eline aldı, temizledi, üzerine misk sürdü, öptü ve gözlerine sürerek temiz bir yere koydu. O gece ÅŸeyhlerden biri rüyasında kendisine ÅŸöyle hitab edildiÄŸini duydu:

“BiÅŸr’e varıp de ki: Bizim ismimizi misk kokulu bir hale getirdin. Biz de seni misk kokulu yaptık. İsmimizi yücelttin, biz de seni yücelttik. İsmimizi temizleyip arındırdın, biz de seni arındırdık. İzzetime and olsun ki, dünyada da ahirette de ismini hoÅŸ hale getireceÄŸim!”

Bu hitab üzerine ÅŸeyh: “BiÅŸr, fasık bir kiÅŸidir, galiba gördüÄŸüm rüya asılsızdır” diye düÅŸündü. Kalktı, abdest aldı, namaz kılıp yattı. Fakat yine aynı hitabı iÅŸitti. Bu hal üç kere tekrar etti. Sabah kalkıp BiÅŸr’i aradı. “O ÅŸarap meclisindedir.” denilince meyhaneye gitti. O sırada BiÅŸr sarhoÅŸ bir halde bulunuyordu. Åžeyh, “Ey BiÅŸr! Sana biri bir haber getirmiÅŸ.” diye içeriye haber saldı. BiÅŸr: “Gidip ona, ‘Bu haberi kimden getirdin?’ diye sorunuz.” Åžeyh, “Haber Yüce Allah’tandır.” diye karşılık verince BiÅŸr aÄŸladı ve: “Eyvah o beni azarlayacak.” dedi. Åžeyh, “Hiç de öyle deÄŸil.” dedi. BiÅŸr, “Ahbaplarla konuÅŸmam için biraz bekle.” dedi. Gidip arkadaÅŸlarına: “Dostlar! Bizi davet etmiÅŸler, gidiyoruz. Sizleri de O’na ısmarlıyorum. Beni bir daha asla meyhanede bulamayacaksınız.” dedi.

Sonra da periÅŸan bir halde, baÅŸ açık, yalınayak dışarı çıkıp tevbe etti. Zühd yolunu tuttu, evliyanın devletli eteÄŸine sarıldı.

Bu olaydan sonra BiÅŸr, bir daha asla ayağına ayakkabı giymedi. Bundan dolayı kendisine “haffi”, yani yalınayak gezen denildi. “Niçin ayağına ayakkabı giymiyorsun?” diye soranlara, “Çünkü O’na misâk verdiÄŸim gün yalınayaktım, ÅŸimdi ayağıma ayakkabı giymekten utanıyorum.” diye cevap verirdi.

Fudayl b. İyaz (K.S.)’ın sohbetlerine katılan BiÅŸr-i Hafî, bu sufi muhaddisten baÅŸka Enes b. Malik, Abdullah b. Mübarek gibi bir çok alimden hadis öÄŸrendi. Ahmed b. Hanbel baÅŸta olmak üzere devrinin büyük hadis alimleri kendisinden hadis rivayet ettiler.

Sonraları dayısı Ali b. HarÅŸam (K.S.)’a intisab eden BiÅŸr-i Hafi, hadis rivayetini bırakarak tamamen tasavvufa yöneldi. Zühd, takva ve mücahede dolu hayatıyla manâ alemine sultan oldu. Verâ hususunda son derece ince eleyip sık dokuyan BiÅŸr-i Hafî Hazretleri, helâlliÄŸi ÅŸüpheli paralarla yapılıyor diye sultanların yaptırdığı çeÅŸmelerden bile su içmezdi. Ev halkı da verâ ve takva hususunda aynı hassasiyeti taşırdı.

Bir gün aciz ve zayıf bir kadın Ahmed b. Hanbel’in yanına geldi ve sordu: “Yazın dama çıkarak devlete ait meÅŸalelerin ışığı altında iplik eÄŸiriyorum. Bu caiz mi, deÄŸil mi?” Böyle bir soru karşısında hayrette kalan Ahmed bin Hanbel Hazretleri: “Sen kimsin ki, bu çeÅŸit sözleri aÄŸzına alıyorsun?” dedi. Kadın: “Ben BiÅŸr b. Haris’in kız kardeÅŸiyim.” deyince, İmam Ahmed hüngür hüngür aÄŸladı ve: “Bu çeÅŸit bir takva ancak onun gibisinin evinde zuhur eder.” dedi. Sonra kimseye böyle bir fetva vermeyen Ahmed bin Hanbel Hazretleri: “Asla caiz deÄŸildir! Kulak ver ki, saf suyun bulanmasın. Biraderin olan o temiz rehbere uy! Bu suretle öyle bir mertebeye ulaşırsın ki, o ışığın altında iplik eÄŸirmek istediÄŸin zaman senin elin sana itaat etmez. KardeÅŸin öyle biri idi. HelalliÄŸi ÅŸüpheli olan bir yemeÄŸe elini uzatmak istediÄŸi zaman eli kendisine itaat etmezdi.” dedi.

Ahmed b. Hanbel sık sık BiÅŸr-i Hafî’nin yanına giderdi, tam manasıyla ona baÄŸlanmıştı. Talebeleri ona: “Sen hadis ve fıkıh alimi bir müctehidsin. Birçok ilimde bir benzerin daha yok. Buna raÄŸmen bir pejmürdenin yanına gidiyorsun, bu sana hiç yakışır mı?” dediler. Ahmed b. Hanbel: “Evet, ÅŸu saymış olduÄŸunuz ilimlerin hepsini ben ondan daha iyi bilirim. Ama o da yücelerden yüce Allah’ı benden daha iyi tanımaktadır!” dedi. Sonra BiÅŸr’in yanına giderek: “Haddisnî an Rabbî! (Bana İzzet ve Celâl sahibi Rabbim’den bahset!)” dedi.

Alemlerin Efendisi Muhammed Mustafa (A.S.), rüyasında BiÅŸr-i Hafî Hazretleri’ne ÅŸöyle hitab etti: “Hak Tealâ Hazretleri’nin, seni akranların arasından niçin seçip dereceni yükselttiÄŸini biliyor musun?” BiÅŸr: “Hayır ya Rasulallah!” “Çünkü sen sünnetime tabi oldun, salihlere hürmet ettin, kardeÅŸlere öÄŸüt verdin. Ashabımı ve ehl-i beytimi de sevdin. Bu yüzden seni ebrar makamına terfi ettirdim.”

Vefatı yaklaşınca, kendisini büyük bir ızdırab kapladı. “Galiba hayatı seviyorsun” diyenlere, “Hayır” dedi; “lâkin PadiÅŸahlar PadiÅŸahı’nın huzuruna çıkmak cidden güç bir iÅŸ.”

Naklederler ki, hayatta olduÄŸu müddetçe yalınayak gezdiÄŸi için hayvanlar ona hürmeten sokaklarda hiç terslemezlerdi. Bir gün bir ÅŸahıs sokakta hayvan tersi görünce: “Eyvah! BiÅŸr gitti!” diye feryadı bastı. AraÅŸtırdılar, adamın dediÄŸi doÄŸru çıktı. “Bunu nasıl anladın?” diyenlere: “Çünkü” dedi; “O hayatta olduÄŸu sürece, BaÄŸdat’ın hiçbir sokağı hayvan tersiyle kirlenmemiÅŸti. Bu sefer ise alışılmışın aksine bir durum gördüm. Anladım ki, BiÅŸr artık hayatta deÄŸil!”

Vefatından sonra onu rüyada gören biri, “İzzet ve Celâl sahibi Allah sana ne yaptı?” diye sorunca, ÅŸu cevabı aldı: “Merhaba ey BiÅŸr! diye ferman geldi. Sonra, ‘ruhunu teslim ettiÄŸin an yeryüzünde senden daha çok sevdiÄŸim hiçbir kimse yoktu’ diye bir hitab iÅŸittim.”

Onu rüyada yürür halde gören diÄŸer biri, “Nereden geliyorsun?” diye sordu. “İlliyyûn (Cennet’in en yüksen mertebesinden)’den.” dedi. “Allah, Ahmed b. Hanbel’e ne yaptı?” diye sordu. “Åžu anda onu, Allah’ın huzurunda nimetlerin içinde yer-içer bir halde bıraktım.” “Peki ya sana ne yaptı?” diye sordu. “Allah, benim yemeÄŸe pek raÄŸbet etmediÄŸimi bildiÄŸinden, kendisini temaÅŸa etmemi lütfetti” dedi.

Åžu sözler ona aittir:

“Halkın kendisini bilmelerini ve tanımalarını arzu eden bir kimse, ahiretin (ve bu maksatla iÅŸlediÄŸi amelin) hazzına varamaz.”

“EÄŸer halkın seni bilmelerini arzu ediyorsan, bil ki, dünya sevgisinin başı iÅŸte bu arzudur.”

“Arifler öyle bir taifedir ki, Hak Tealâ’dan baÅŸkası onları (gerçek hüviyetiyle) tanımaz ve ancak Allahu Tealâ’nın rızası için kendilerine hürmet ve itibar edilir.”

(Hilye, KuÅŸeyrî Risalesi, KeÅŸfu’l-Mahcûb, Nefehâtü’l-Üns, Tezkiretü’l-Evliyâ)

Mustafa Bahadıroğlu
Etiketler:



İlgili Diğer Başlıklar

Yorum ekle


Önemli Şahsiyetler