Sesli Kuran-ı Kerim
Çok okunuyor

Saffat Suresi (37.sure)

Meleklerin sıra sıra dizilmesi, çoğunlukla saf tutarak ibadet etmeleri şeklinde yorumlanmıştır. Ancak bunun mecazi bir ifade olup meleklerin Allah katındaki farklı derecelerine işaret ettiği de belirtilmektedir.

Saffat Suresi

Kuranı Kerim’in 37.suresi olan Saffat Suresi.
Adını, saf tutmuş meleklere işaret eden ilk ayetten alan ve kâinattaki güçlerden söz eden bu sure, Mekke’de inmiştir. 182 ayettir. İlk üç ayette, saf tutmuş meleklere, bulutları sevk ve idare eden güce, zikri yapan dile yahut insana yemin edilerek Allah’ın bir olduğu gerçeği ortaya konmuştur.

Meleklerin sıra sıra dizilmesi, çoğunlukla saf tutarak ibadet etmeleri şeklinde yorumlanmıştır. Ancak bunun mecazi bir ifade olup meleklerin Allah katındaki farklı derecelerine işaret ettiği de belirtilmektedir. (Râzî, XXVI, 114).

Bu ayetlerde bazı insan topluluklarından söz edilmiş olması da mümkündür. Bunlar, Razi’nin ifadesiyle “Kendilerini Allah’a ibadete adamış olan ve bu özellikleriyle âdeta yer yüzünün melekleri sayılmaya değer bulunan yüce ve tertemiz beşerî ruhlar olabilir.

Bu insanlar, Allah’ın huzurunda saf tutup namaz kıldıkları, “Euzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm” diyerek şeytanın kalplerine zararlı dürtüler vermesini önledikleri ve namazda okudukları âyetlerle Allah’ı zikrettikleri için burada belirtilen niteliklerle Allah tarafından takdir edilmişlerdir.

İlgili Makaleler

Rahmân ve Rahim (olan) Allah’ın adıyla.

  1. Saf saf dizilenlere,
  2. O haykırıp sürenlere,
  3. Ve o zikir okuyanlara,
  4. Yemin ederim ki, ilâhınız birdir.
  5. O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.
  6. Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.
  7. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.
  8. Onlar, artık mele-i a’lâ’ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
  9. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.
  10. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
  11. Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
  12. Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
  13. Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
  14. Bir mucize görseler alay ederler.
  15. Bu ancak açık bir büyüdür, derler.
  16. “Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, diriltileceğiz?”
  17. “İlk atalarımızda mı (diriltilecek)?”
  18. De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
  19. O (diriltme) korkunç. bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.
  20. (Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.
  21. İşte bu; yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.
  22. (Allah, meleklerine emreder:) ”Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın”.
  23. ”Allah’tan başka . Onlara cehennemin yolunu gösterin”.
  24. ”Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler!
  25. Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?
  26. Evet, onlar o gün zilletle boyun eğeceklerdir.
  27. (İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
  28. (Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.
  29. (Ötekiler de:) “Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz”.
  30. “Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.”
  31. “Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız.”
  32. “Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık.”
  33. Şüphesiz o gün onlar azapta ortaktırlar.
  34. İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
  35. Çünkü onlara: Allah’tan başka tanrı yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi.
  36. “Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız?” derlerdi.
  37. Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.
  38. Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
  39. Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.
  40. (Bu azaptan) Ancak Allah’ın hâlis kulları istisnâ edilecek.
  41. Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
  42. (Türlü türlü) meyveler vardır. Ve onlar ağırlanırlar.
  43. Naîm cennetlerinde .
  44. Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.
  45. Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
  46. Berraktır, içenlere lezzet verir.
  47. O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.
  48. Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
  49. Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.
  50. İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
  51. İçlerinden biri: “Benim, bir arkadaşım vardı” der.
  52. Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın?
  53. Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?
  54. (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.
  55. ( İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
  56. “Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.
  57. Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum” dedi.
  58. Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz?
  59. Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azâba da uğratılmayacağız ha?!”
  60. Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur.
  61. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsınlar.
  62. Şimdi ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?.
  63. Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.
  64. Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.
  65. Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.
  66. (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.
  67. Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
  68. Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.
  69. Kuşkusuz onlar atalarını dalâlette buldular .
  70. Şimdi de kendileri onların peşlerinden koşturuyorlar.
  71. Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
  72. Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
  73. Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir bak!
  74. Allah’ın ihlâslı kulları müstesna.
  75. Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!
  76. Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardık.
  77. Biz yalnız Nuh’un soyunu kalıcı kıldık.
  78. Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık
  79. Bütün âlemlerden Nuh’a selam olsun!
  80. İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
  81. Zira o, bizim inanmış kullarımızdan idi.
  82. Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda boğduk.
  83. Şüphesiz İbrahim de onun (Nuh’un) milletinden idi.
  84. Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi.
  85. Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demişti.
  86. “Allah’tan başka bir takım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?”
  87. “O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?”
  88. Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı.
  89. Ben hastayım, dedi.
  90. Ona arkalarını dönüp gittiler.
  91. Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz?
  92. Neden konuşmuyorsunuz? dedi.
  93. Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)
  94. (Putperestler) koşarak İbrahim’e geldiler.
  95. İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz!
  96. Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.
1 2Sonraki sayfa
Başa dön tuşu
Arkadaşınla Paylaş
Saffat Suresi (37.sure),
Size Adınız gönderdi.
https://www.nasihatler.com/saffat-suresi/,
blank,