Sesli Kuran-ı Kerim

Muminun Suresi (23.sure)

Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.

Muminun Suresi

Kuranı Kerim’in 23.suresi olan Muminun Suresi

118 ayet olup Mekke’de nazil olmuştur. Özellikle ilk âyetlerinde kurtuluşa eren müminlerin ibadetlerinden, ahlâki yaşayışlarından ve nâil olacakları uhrevî nimetlerden bahsedildiği için sûre “el-Mü’minûn” adını almıştır. Nitekim Abdullah b. Abbas’tan rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (s. a.), bu âyetlerin inzâlini müteakip, “Bana on âyet indi ki, durumu bunlara uyan cennete gidecektir” buyurdu ve bu sûrenin ilk on âyetini okudu.

Muminun suresi nin öncelikli konusu inananların üstün nitelikleridir. Daha sonra her bir insanın anne karnındaki oluşum süreci, Hz. Nûh ve adı verilmeyen bir peygamber ile Mûsâ ve Hârûn hakkında ibretli bilgiler, tebliğlerinin ortak noktaları, peygamberlerin yolundan giden ümmetlerin ve onların yolundan sapan inkârcıların başlıca özellikleridir.

Mekke putperestlerinin, sorulduğunda Allah’ın yaratıcı gücünü kabul etmelerine rağmen O’na ortak koşmaları ve âhirete inanmamalarıdır.

İlgili Makaleler

Bunların âhiretteki acıklı durumları, pişmanlıkları ve karşılık bulmayacak dilekleri hakkında açıklamalar yapılmaktadır. Sure, “Rabbim! Beni bağışla, bana merhamet et; sen merhametli olanların en üstünüsün!” meâlindeki dua cümlesiyle son bulur.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.

  1. Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;
  2. Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler;
  3. Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;
  4. Onlar ki, zekâtı verirler;
  5. Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;
  6. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.
  7. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.
  8. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;
  9. Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.
  10. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır;
  11. (Evet) Firdevs‘e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.
  12. Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.
  13. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe haline getirdik.
  14. Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.
  15. Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardından elbet öleceksiniz.
  16. Sonra da şüphesiz, sizler kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.
  17. Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.
  18. Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
  19. Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.
  20. Tûr-i Sînâ’da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.
  21. Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vardır; etlerinden de yersiniz.
  22. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
  23. Andolsun ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve o: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka bir tanrı yoktur. Hâla sakınmaz mısınız? dedi.
  24. Bunun üzerine, kavminin inkarcı ileri gelenleri şöyle dediler: “Bu, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
  25. “Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp bekleyin bakalım.”
  26. (Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!
  27. Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Gözlerimizin önünde (muhafazamız altında) ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de, içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.
  28. Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: “Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a hamd olsun” de.
  29. Ve de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskân edenlerin en hayırlısısın.
  30. Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.
  31. Sonra onların ardından bir başka nesil meydana getirdik.
  32. Onlar arasından kendilerine: “Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâla Allah’tan korkmaz mısınız?” (mesajını ileten) bir peygamber gönderdik.
  33. Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler: “Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer.”
  34. “Gerçekten, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz.”
  35. “Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (kabirden) çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?”
  36. “Bu size vâdedilen (öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!”
  37. “Hayat, şu dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek de değiliz.”
  38. “Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz.”
  39. O peygamber: Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşılık bana yardımcı ol!
  40. Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!
  41. Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
  42. Sonra onların ardından başka nesiller getirdik.
  43. Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
  44. Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
  45. Sonra âyetlerimizle ve apaçık bir fermanla Musa ve kardeşi Harun’u gönderdik.
  46. Firavun’a ve ileri gelenlerine de(gönderdik). Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.
  47. Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?
  48. Böylece onları yalanladılar ve bu sebeple helâk edilenlerden oldular.
  49. Andolsun biz Musa’ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab’ı verdik.
  50. Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.
  51. “Ey Peygamber! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyle bilmekteyim.”
  52. “Şüphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının” (denildi).
  53. Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
  54. Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

    Gelen Arama Kayıtları:

1 2Sonraki sayfa
Başa dön tuşu
Arkadaşınla Paylaş
Muminun Suresi (23.sure),
Size Adınız gönderdi.
https://www.nasihatler.com/muminun-suresi/,
blank,