Mehmet IldırarNefsin Mertebeleri

Nefsin İki Başı Vardır

Eğer bir insan gözüne, kulağına ve diline sahip olamıyorsa, nefsin bu birinci başı dizginleri ele almış demektir.

Nefsin iki ayağı vardır.

Merhum Mehmet Yarbayın nefs ile ilgili video sohbetini istifade edilmesi için ayrıca yazıya döktük.

İlgili Makaleler
İki kaşının arasında başı; karnının, göbeğinin üzerinde ikinci başı nefsin vardır. En tehlikeli başı nefsin, iki kaşının arasındaki başıdır. Bu baş; gözlere komut verir, ‘Kadına bak ne kadar tatlı, taksiye bak paraya bak, pula bak!’ der. Bu göze hükmeder. Kulağa şarkı dinletir, televizyon hastası eder. Elleri yetmiş bin günaha çevirir, ayakları harama götürür.

Şu baş; dile, kulağa, beyne, kalbe, ciğerlere komut eder. Aşağıdaki nefsin ikinci başı; yemeğe, içmeye, mideye komut eder. Avret mahalline komut eder. İşte Lût Kavmini helak eden budur. İkinci baş, şehvet mahalline komut eder, mideye komut eder. Otuz türlü yersin, doymaz.

Halâs (kurtuluş), letaifleri çalıştırmaktır. Şu halde sofi, elin letaiflerin zikrinden geri gelmemeli. Bunun için Peygamber SAV menkıbelerini, ariflerin menkıbelerini çok okumak lazımdır ki, tasavvuf nefs dünyasından alsın, bu uluların ahlakını, kemalâtını görsün, ibret alsın.

Nefsin İki Cephesi: Üst ve Alt Merkezin Yönetimi

Tasavvuf geleneğinde nefis, sadece soyut bir kavram değil, insanın her an mücadele etmesi gereken canlı bir varlık olarak ele alınır. Merhum Mehmet Ildırar’ın veciz ifadesiyle;

“Nefsin iki başı vardır.”

Bu iki baş, insanı hem zihinsel hem de bedensel olarak kuşatan bir komuta merkezidir.

1. Üst Merkez: Algıların Komutanı
Nefsin birinci ve en tehlikeli başı, iki kaşın arasında konuşlanmıştır. Burası; gözün neyi göreceğine, kulağın neyi duyacağına ve dilin neyi söyleyeceğine karar veren “karar merkezidir.”

Gözü harama çeviren,

Kulağı boş sözlere ve gıyabına hapseden,

Zihni sürekli dünya meşgalesiyle dolduran

İşte bu üst merkezdir. Eğer bir insan gözüne, kulağına ve diline sahip olamıyorsa, nefsin bu birinci başı dizginleri ele almış demektir.

2. Alt Merkez: Bedensel Arzuların Kaynağı
Nefsin ikinci başı ise göbek üzerinde, yani mide ve şehvet merkezinde bulunur. Bu merkez, insanın biyolojik ihtiyaçlarını birer tutkuya dönüştürür.

Doymak bilmeyen bir mide: “Otuz çeşit yersin de doymaz,” uyarısıyla vurgulanan oburluk ve israf.

Kontrolsüz şehvet: Tarihteki pek çok kavmin helakına sebep olan hayvani dürtülerin merkezi.

Kurtuluş Yolu: Letaif ve Zikir

Peki, bu iki başlı devle nasıl mücadele edilir? Tasavvuf yolu burada “Letaifleri çalıştırmayı” önerir. İnsanın manevi merkezleri olan letaifler (kalp, ruh, sır, hafi, ahfa) zikirle uyandırıldığında, nefsin bu baskıcı komuta zinciri kırılmaya başlar.

Kemalât Yolunda Rehberler

Nefsi sadece teknik bir zikirle yenmek zordur; bir de “örnek ahlak” lazımdır. Bu noktada Peygamberlerin ve  ariflerin hayat hikayeleri (menkıbeler) devreye girer. Bu hikayeler sadece geçmişin anlatısı değil, nefis dünyasından çıkıp kemalât (olgunluk) dünyasına geçmek için birer haritadır. İnsan, bu yüksek ahlakı gördükçe kendi nefsinin hilelerini fark eder ve ibret alır.

Özetle: Nefis, bedenin her noktasından bize komutlar yağdıran bir yapıdır. Üst başı zihnimizle, alt başı irademizle ve her ikisini de manevi disiplinle kontrol altına almadıkça gerçek özgürlükten söz etmek mümkün değildir.

 

Nasihatler

TwitterInstagram

Başa dön tuşu