İslam ve İnsan
Çok okunuyor

Allah’ı Unutmanın İlk İşareti: Boş işler

Bugün bizi hangi müşrik ya da fasığın cariyesi yahut televizyonu, bilgisayar oyunu, sineması, sporu, tatil eğlencesi, sun’i gündemi.. Peygamber s.a.v.’in tebliğinden uzak tutuyor dersiniz?

Çocuk davranışı çocuklarda tabii ve güzeldir; büyüklerde değil. Nitekim çocuklar için mübah görülen oyun ve eğlenceler büyükler için malayanidir. Başka bir deyişle yetişkin birinin oyuna ve eğlenceye düşkünlüğü onun hala çocuk kaldığına, gelişmediğine, reşit olmadığına işarettir.

Bu sebeple tasavvuf terbiyesinde “mürşid” esastır. Mürşid, verdiği terbiye ve uyguladığı metod ile insanları “rüşt”e ulaştıran, onları “reşit” kılan insan-ı kamildir. Tasavvuf ulularına “çocuk”ları “adam” eyledikleri için mürşid denmiştir.

Nadr b. Haris isimli bir müşrik, ticaret için gittiği İran’dan Acemlerin hikayelerini, efsanelerini anlatan kitaplar getiriyor ve bunları Kureyşlilere göstererek; “Muhammed size Ad ve Semud hikayeleri anlatıyor. Gelin ben size bunlardan daha güzelini, Rüstem’in, İsfendiyar’ın, Kisraların hikayelerini anlatayım!” diyor. Okuduğu bu hikayelerle de birçoklarının Kur’an dinlemesine engel oluyor.

Bir rivayete göre Lokman Suresi’nin 6. ayeti bu hadise üzerine nazil olmuştur. Ayette, “Bayağı insanlardan bir kısmı da vardır ki cahilliklerinden (dolayı) kendilerini Allah yolundan saptıran boş sözler alırlar ve bunu eğlence sanırlar.” buyurulmaktadır. Ayetin “boş söz” yahut “laf eğlencesi” diye işaret ettiği hikayeler, islamî kaynaklarda malayani sayılmaktadır.

Bu hükmün, hikayelerin muhtevasından ziyade Kur’an’a alternatif gösterilmesi veya ilahi mesajı almaktan alıkoyması sebebiyle verildiğini belirtip, bizi bu noktada alakadar eden bir ayrıntıya dikkat çekelim: Ayet-i kerimede boş sözleri tercih edip bunu eğlence görenler “bayağı kişiler” olarak tanımlanmıştır. Yukarıda da değindiğimiz gibi malayani, büyümeye rağmen reşid olamamanın, çocukluktan kurtulamamanın yahut bir hamlığın tezahürüdür; ayet bu hakikati bir kere daha teyit etmektedir.

Malayani medeniyete engeldir

Efendimiz s.a.v., “Kişinin malayaniyi terk etmesi, onun müslümanlığının güzelliğindendir.” buyuruyor. Anlaşılan, İslam’ı daha güzel yaşamak, daha iyi bir müslüman olmak mümkün ve bu keyfiyet malayani ile bir arada bulunamıyor. Aslında malayaniye dalan, yani kendinde olmayan; kulluğunu, ahireti, Allah’ı unutan insanın yaptığı hiçbir şey güzel ve kusursuz değildir. Ne yaptığınızı, niçin yaptığınızı bilmiyorsanız, onu “iyi”, “güzel” ve “doğru” yapamazsınız. Bu, din için de dünya için de böyledir.

Güzellik, “İster başkalarıyla birlikteyken, ister yalnız, daima Allah’ın huzurunda bulunduğunuzu unutmayın!” öğüdünü düstur edinen “muhsin”lerden sadır olur ancak. “İhsan” mertebesinden nasiplenenlerin, Hz. Peygamber s.a.v.’in tarifiyle “Allah’ı görür gibi ibadet” edenlerin, “huzur”da bulunuyor olmanın şuuru, inceliği, dikkati, edebi ile kötü, çirkin, yanlış, eksik.. bir şey yapmaları mümkün değildir. Böylelerinin her yaptığı “hasenat”tandır artık. Kaldı ki “huzur” nimetiyle, tesbihte yahut zikirde devamlılıkla, her mevcutta Esma’ül-Hüsna’nın tecellilerini müşahade eden bir müminin, varlığı ve fiilleri ile bu mutlak güzelliğe boyanmaması düşünülemez bile. Gül bahçesindeyseniz gül kokarsınız elbet.

Tasavvuf, zikirle ve devamlı bir mürşit murakabesi ile hep huzurda olduğu şuurunu yerleştirerek müridi “agah” (uyanık) tutmaya çalışır. Böyle böyle varılacak hedef “ihsan” mertebesidir. Tasavvufun, “İhsan’a ulaşma yol veya yöntemi” tarifini hatırlayalım.

Muhsinlerin her işi, her davranışı, her tutumu “güzel”dir. Bu sebeple bizim medeniyetimizi tasavvuf uluları inşa etmiştir. Bu yüzden bütün teknolojisine, zenginliğine, kudretine rağmen kafirler medeniyet kuramaz; “medeniyet” dedikleri anlayışın her tarafından kan, gözyaşı, işkence, zulüm ve denaet fışkırır.

Şunu anlatmaya çalışıyoruz: Malayaniyi önemsiz addettiğimiz, daha büyük meselelerle uğraşmak adına iyi niyetle dahi bunları görmezlikten geldiğimiz müddetçe, yeniden bir medeniyet hamlesi gerçekleştiremeyiz. Malayaninin dayandığı nisyan haliyle, önemsediğimizi sandığımız dünyamızı da mamur edemeyiz. İnsanın kendi eliyle tahrip edip bozduğunu, dönüp asla aslına benzemeyen tarzda tamirini başarı, gelişme, medeniyet diye sunması, bununla böbürlenmesi dahi başlı başına bir “abes”, bir “malayani” değil midir?

Bilgi çağı değil malayani çağı

İnsanın beşer yanını ve dünyayı “hakikat” gören, hiçbir mukaddes tanımayan Batı uygarlığı, faydasız bilgisi, bilimi, sanatı, kültürü, teknolojisi, oyunu, eğlencesi, propagandasını yaptığı hayat standardı ile yaşadığımız çağı neredeyse tam bir “malayani çağı” haline getirdi. Adeta bir malayani seli içinde sürüklenip gidiyoruz. Malayaninin günümüzdeki çeşitlerini, örneklerini sayıp dökmek neredeyse imkansız. Bu noktada hususen Batı’dan gelen, modernizmin icabı olarak takdim edilen tutum ve davranışları, nefsimize hoş gelse de çok titiz bir denetime tabi tutmamız gerekiyor.

Asr-ı Saadet’te insanları Resulullah s.a.v.’in tebliğ ve terbiyesinden uzak tutmak için müşriklerin değişik çarelere başvurduğu malum. Bu “müşrik çözümleri” nden biri de kitlelere hitap eden genç ve güzel cariyeler. Nadr b. Haris’inki şarkı söylüyor, İbnü Hatal’ınki argo konuşmalar, fıkralarla, taklitlerle Kureyşlileri başına toplayıp eğlendiriyor, güldürüyor.

Bugün bizi hangi müşrik ya da fasığın cariyesi yahut televizyonu, bilgisayar oyunu, sineması, sporu, tatil eğlencesi, sun’i gündemi.. Peygamber s.a.v.’in tebliğinden uzak tutuyor dersiniz?

Evet, sayıp dökmeyelim. Ölçü şu: Zararsız, hatta zaruri gibi görünen ama bizi ibadetimizden, daha faydalı işlerden, ahiret için daha karlı bir yatırımdan alıkoyan her şey malayanidir.

Yaptığımız bir işin malayani olup olmadığını anlamak için kitaplardan çok kalbimize bakalım bundan böyle. Bakalım o iş kalbimize Rabbini hatırlatıyor mu, unutturuyor mu…

Ali YURTGEZEN
Allah’ı Unutmanın İlk İşareti: Boş işler

Önceki sayfa 1 2 3
Başa dön tuşu
Arkadaşınla Paylaş
Allah'ı Unutmanın İlk İşareti: Boş işler,
Size Adınız gönderdi.
https://www.nasihatler.com/allahi-unutmanin-ilk-isareti-bos-isler/,
blank,