
Ahlak ve Nefis İlişkisi
Ahlakın adamına göre farklılık göstermesinin nedeni, nefistir.
Nefsin üç gücü vardır ve bunlara da nefis adı verilir. Bunlar sırasıyla şunlardır:
a) Şehvet nefsi.
b) Gazap nefsi.
c) Konuşan nefis.
Bütün huylar, ahlaklar bu güçlerden doğar. Ancak kimi huylar bunlardan sadece birinden, bazıları ikisinden, bazıları da üçünden birden kaynaklanır.
Ayrıca nefsin sahip olduğu güçlerin bazıları insanda bulunduğu gibi, diğer hayvanlarda da bulunur. Bir kısmı ise sadece insanda bulunur. Şimdi sırasıyla bunları inceleyelim.
Şehvani Nefis
Şehvani nefis, hem insanda hem de hayvanda vardır. Bütün cismani lezzetler ve şehvetler bundan kaynaklanır. Yeme, içme ve cinsel arzuları tatmin etme gibi.
Bu nefis çok güçlüdür. Bir insan şehvani nefse galip gelmez, arındırmazsa, bu nefis insanı hakimiyeti altına alır, bütün güçlerini istila eder. İnsana hakim olup güçlerini istila edince de arındırma faaliyeti bir anda çöker. Ezilmesi ve boyun eğdirilmesi zorlaşır.
Şehvani nefis insanı yenilgiye uğratıp hakimiyeti altına alınca, insan ona boyun eğer. Bu durumda da insandan çok hayvanlara benzer. Çünkü böyle bir insanın amaçları, istekleri ve himmeti her zaman için sadece şehvetlere ve lezzetlere yönelik olur. Bu da hayvanlara özgü bir davranış biçimidir.
Şehvani Nefsin Hakimiyeti Altında Olan Kimsenin Durumu
Bu özelliğe sahip olan kimsenin utanması az, yalan söylemesi çok olur. Faziletli kimselerden kaçar, tenhalara, kuytulara meyleder. Toplu yerlerde bulunmamaya dikkat eder. İlim adamlarından nefret eder, takva ve ibadet ehline buğzeder. Günahkarları sever, fuhuş ve hayasızlıktan hoşlanır. Günahı çokça anar. Günaha dair sözler dinlemekten lezzet alır. Sefihlerle oturup kalkmaktan zevk alır. Sürekli şaka eder, çok eğlenir ve bu hali onu birçok günaha kadar sürükler. Çirkin hayasızlıklar işlemeye başlar. Yasakları çiğner.
Nihayet lezzet düşkünlüğü onu en çirkin, en rezil yoldan mal kazanmaya sevk eder. Derken onu başkalarının malını gasp etmeye, hırsızlık yapmaya, ihanete zorlar.
Nihayet… Hakkı olmayan şeyi alır.
Çünkü zevk duygusunun ne mal ile ne de eşya ile tatmin olması mümkündür. İşte bu sebeble zevk düşkünü kimsenin malı normal yollardan kazanması zorlaşınca, şehevi arzuları onu normal dışı yollardan mal edinmeye teşvik eder.
Bir kimseyi şehevi arzuları bu noktaya kadar sürüklemişse o, insanlar içinde durumu en kötü olanıdır. Şerli bir kimsedir. Böyle kimselerin pisliğinden korkulur. Onlardan kaçılır. Onlardan uzak kalındıkça huzur bulunur.
Yönetim mevkiinde bulunanların bunları ezmesi ve tedip etmesi, toplumdan uzaklaştırıp sürgün etmesi bir zorunluluktur. Ta ki normal insanların arasına karışmasınlar.
Bu özelliklere sahip olanlar diğer insanlara mutlaka zarar verir. Özellikle genç nesillere. Çünkü gençler çevrelerine çabuk uyum gösterirler. Ayrıca genç insanların nefisleri, şehevi arzulara yönelik güçlü bir eğilime sahiptirler. Bu güçlü eğilime sahip bir genç, bir başkasının şehevi arzusunu günah yollardan tatmin ettiğine, bunu normal karşılayarak işlediğine tanık olduğunda hemen ona uymaya meyleder, onun lezzetinden pay almaya çalışır.
Fakat şehvani nefsine hakim olan, onu baskı altına alan, nefsini kontrol edip şehevi arzularına karşı iffetli davranan, çirkin hayasızlıklardan kendini uzak tutan, yasaklardan, haramlardan sakınan kimse, lezzetler bağlamında bütünüyle övülen bir yol izler.
Şehvet ve lezzetler hususunda insanların alışkanlık ve davranışlarının farklı olmasının, kiminin iffetli, kiminin de hayasız günahkarlar olmasının illeti, şehvani nefislerinin durumlarının farklı olmasından dolayıdır. Şöyle ki:
- Şehvani nefis arınmış ve terbiye edilmiş olduğunda sahibi; iffetli ve nefsini kontrol eden biri olur.
- Şehvani nefis, ihmal edilmiş, koy verilmişse, sahibine hakim olur ve bu nefsin sahibi kötü bir günahkar olur.
- Şehvani nefis orta halli ise, yani kimi zaman kontrol altına alınabiliyor ise, bu nefsin sahibinin iffetteki mertebesi, nefsini edeplendirmesinin mertebesiyle orantılı olur.
İşte bu yüzden insanın şehvani nefsini edeplendirmesi, arındırması, dolayısıyla kendisine boyun eğmesini sağlaması gerekir. O zaman kendisi nefsine sahip olur. Nefsini zorunlu ihtiyaçlarda kullanırken, zorunlu olmayan arzulardan, aşağılayıcı lezzetlerden, hayasız zevklerden de alıkoyar.
Gazap Nefsi
Gazap nefsi de hem insanda hem de hayvanda bulunur. Öfke, cesaret/cüret ve galip gelme isteği bu nefisten kaynaklanır.
Bu nefis, şehvani nefisten daha güçlüdür. Kişiye hakim olduğunda ve kişiyi boyunduruğu altına aldığında şehvani nefisten daha zararlı ve daha yıkıcı olur.
Çünkü insan gazap nefsinin emrine girdiğinde çok öfkelenir, dehşeti zuhur eder. Kini çok şiddetli olur ve kendisinde hilm/ağırbaşlılık ve vakar namına bir şey kalmaz. Küstahlığı, cüretkarlığı artar. Öfkelendiği zaman hemen intikam almaya, öfkelendiği kimseye zarar vermeye yeltenir. Hasmının üzerine atlar, cezalandırmada aşırı gider, ölçüyü kaçırır. Öcünü alırken sınır tanımaz olur. Çok söver, sövmede çirkefleşir.
Bir insanda bu alışkanlık süreklilik kazanınca insandan çok yırtıcı bir hayvana benzer.
Bazen öfke bir kavmi silahlanmaya, öfkelendikleri kimseleri öldürüp yaralamaya yöneltir. Kimi zaman basit bir şeyden duydukları öfke yüzünden silahlarını alarak kardeşlerinin, dostlarının, kölelerinin ve hizmetçilerinin üzerine atılırlar.
Bazen de böyle bir öfkeye kapıldıkları halde hasımlarından intikam alamazlar. Bu durumda kendilerine zarar vermeye başlarlar. Kendilerine söver, içten içe acı çekerler. Kimisi yüzünü döver, sakalını yolar, elini ısırır, kendisine söver, kendi namusuna küfreder.
Gazap nefsinin hakimiyeti altına giren kimse, galip gelme arzusuyla içten içe yanıp tutuşur. Kendisine eziyet edenlerin başına yönetici olarak geçmek için fırsat kollara. Kendisine kötülük edenlerin önüne, başına geçmek ister. Onlara lider olma arzusunu taşır. Normal yollardan başa geçemeyince de iğrenç hilelere, ayak oyunlarına başvurur. Kısaca, iktidar için her türlü kötülüğü yapar.
Bu fiiller kişiyi büyük badirelere atar, uçurumlara, tehlikelere düşürür. Zira:
- İnsanlara saldırana saldırırlar.
- Düşmanlık edene düşmanlık ederler.
- Kötü niyetle yaklaşana kötü niyetle yaklaşılır.
- İnsanlar için kötülük planlayana onlar da kötülük planlarlar.
Bazen insan düşmanına hile yapar, düşmanı ondan daha hilebaz çıkar, dolayısıyla düşmanına bir kötülük iliştirirse, düşmanı ondan daha büyük bir kötülükle karşılık verir.
Hali bundan ibaret olan kişinin belirgin özellikleri: Kıskançlık, kindarlık, kınayıcılık/çirkeflik, düşmanlık ve zorbalık olur. Ve böyle kimselerin galibiyet sevgisi ve başkanlık arzusu bu kişileri normal ve helal yolların dışında mal kazanmaya, galibiyet ve zulümle mal edinmeye sevk eder. Galibiyet sevdası uğruna kendilerine direnenlerle savaşırlar. Hatta bazı zamanlar hiç düşünmeden bu tür fiiller gerçekleştirirler. Bu da onları felakete, yok olmaya sürükler.
Gazap Nefsini İdaresi Altına Alanlar
Ancak gazap nefsini idaresi altına alıp kontrol eden, edeplendirerek ezenler, ağırbaşlı, vakur, adil ve izledikleri yol övülen kimselerdir.
Şu halde insanların kin ve öfkelerinin ölçüsüzlüğü hususunda farklı alışkanlıklara sahip olmalarının illeti, gazap nefislerinin durumunun farklı olmasıdır.
- Gazap nefsi boyun eğdirilmiş, kontrol altına alınmışsa, kişi ağırbaşlı ve vakur olur.
- Gazap nefsi ihmal edilmiş, salıverilmişse, dolayısıyla kişiyi kontrolü altına almışsa, kişi abartılı bir öfkeye, ölçüsüz bir kızgınlığa ve sınır tanımayan bir zorbalığa sahip olur.
- İnsanın öfkesi orta halli ise, kendisi de orta halli olur.
Ağırbaşlılık mertebesi gazap nefsinin derecesiyle orantılı olur. Ta ki nefsini kontrolü altına alıp onu gerekli yerde kullanmaya başlayıncaya kadar.
Bu nefsin de övülen erdemleri vardır. Çünkü aşağılık şeylere tenezzül etmeme, gerçek liderliği, başkanlığı isteme, yüksek mertebelere talip olma aslında övülen ahlakın birer unsurlarıdır ve bunlar gazap nefsinin fiilleri kapsamına girerler.
Tedip ve arındırma yöntemiyle gazap nefsine hakim olunup güzel işlerde kullanımı sağlandığında, dehşet verici eylemlerden alıkonulduğunda; hali güzelleşir ve yöntemi de övgüye değer olur.
Nefs-i Natıka: “Konuşan Nefis: Akıl”
Nefs-i Natıka’ya gelince… İnsanı diğer tüm hayvanlardan ayıran, farklı, ayrıcalıklı kılan bu nefistir. Düşünme, ayırt etme ve anlama yetisi bundan kaynaklanır. İnsanın üstünlük kaynağı, himmetinin büyüklük nedeni budur. İnsan bununla kendini beğenir. Bununla güzellikleri güzel, çirkinlikleri çirkin görür. İnsan bu yeteneğiyle diğer iki nefsini yani şehvani ve gazap nefislerini terbiye eder, arındırır, onları sınırlandırır, kontrol altına alır. Olayların sonunu bununla düşünür ve bununla olaylara başlamaya karar verir.
Bu nefsin de çok güzel erdemleri ve de tam bunların zıddı olan çok kötü rezillikleri vardır.
Bu nefis, erdemlerini ilim ve adap yoluyla edinir. Bu sayede kişi alçaklıklardan, çirkin hayasızlıklardan uzak durur. Diğer iki nefsi de kontrol altına alır, edeplendirir. Gazap ve şehvani nefsin sahibinin bunları geçimi, kazancı, kişiliği ve nezaketi uğruna kullanmasını sağlar. Kişiyi hayır işlemeye, sevmeye, acımaya, iyi niyete, ağırbaşlılığa, utanmaya, ibadete, iffete, güzel yollardan liderlik talep etmeye teşvik eder.
Bu nefsin rezillikleri ise pislik, hile, aldatma, dalkavukluk, ayak oyunları, kıskançlık, kötülük ve riyakarlıktır.
Bu nefis bütün insanlarda vardır. Ancak bazı insanlarda bu nefsin erdemleri baskındır; bununla güzelliği fark eder ve kullanırlar. Bazılarında ise rezillikleri baskındır; bunları da alışkanlık haline getirerek sürdürürler. Kimi insanlarda ise bu nefsin bazı erdemleri ile birlikte bazı rezillikleri de bulunabilir.
Bu alışkanlıklar birçok insanda, dışarıdan bir zorlama olmaksızın doğuştan gelen seciye ve tabiat mahiyetinde mevcuttur.
Tabiatında kötü alışkanlıklar baskın olan kişinin durumu; nefs-i natıka’sının zayıflığından, cevherinin kötülüğünden kaynaklanır. Erdemlerle birlikte rezilliklere de sahip olan kişinin ise nefs-i natıka’sı orta halli olur.
İnsanların büyük çoğunluğu bu alışkanlıkları, güzeli ve çirkiniyle bütün ahlakları, huyları kendi fiilleri sonucu edinirler. Bu hususta insanın büyüdüğü ortam, içinde yaşadığı, tanık olduğu, yakın temasta bulunduğu çevrenin, döneminin toplum liderlerinin, kendisini uyarma konumunda olan kişilerin, toplumsal mertebelerine gıpta ile baktığı kimselerin tavrı belirleyici olur.
Özellikle çocuklar, ahlaklarını zamanlarının çoğunu beraber geçirdikleri, iç içe yaşadıkları kimseler yani anne ve babalarından, aile çevrelerinden ve aşiretlerinden alırlar. Şayet yukarıda yakın çevresi olarak anılanlar, kötü ahlaklı, çirkin tavırlı kimseler iseler, aralarında büyümekte olan çocuk da kötü ahlaklı ve çirkin alışkanlıklara sahip bir kişi olur.
Hatırdan çıkarılmamalıdır ki çocuk, topluma liderlik edenleri, yüksek mertebelerde olanları algılamaya başladığında onların mertebelerine gıpta ile bakacağı için onlara benzemeye, onların ahlakıyla ahlaklanmaya kısaca onları örnek almaya başlar. Eğer bu liderler temiz bir ahlaka, güzel bir hayat tarzına sahip iseler, onlara benzemeye çalışan kimse de güzel ahlaklı olur, hoşnut bırakıcı bir hayat tarzını benimser. Yok eğer cahil kötü kimseler iseler, kendilerine gıpta eden, yollarını izleyen kimse de kötü bir cahil olarak ortaya çıkar.
İnsanların büyük çoğunluğunun ahlakının durumu budur. Çünkü onların tüm davranışlarına cehalet, kötülük, pislik, utanmazlık, kıskançlık egemendir. İnsanlar doğaları gereği birbirlerini taklit ederler, izlerler. Tabi konumunda olan her zaman metbu olanı örnek edinerek ona benzemeye çalışır. Bu yüzden insanlara egemen olan kişi cahil ve kötü biriyse, o zaman çocuklarının, genç nesillerinin, izleyicilerinin onları taklit etmeleri kaçınılmaz olur.
O halde nefsin gücünün farklılık arz etmesinin nedeni, insanların yönetimlerinin ve faziletlerinin farklılık göstermesinden kaynaklanır. Hayır veya şerrin galip gelmesinden de nefs-i natıka’nın gücünün değişiklik göstermesi doğar.
Nefs-i natıka, hayırlı ve erdemli olduğunda diğer iki nefse de galip gelir. O zaman kişi iyi, adil ve güzel davranışlı olur. Nefs-i natıka kötü olup diğer iki nefsi ihmal edip salıverdiğinde kişi de kötü, pis bir cahil olur.
Bu nedenle insanın düşünce gücünü kullanması, ahlakını ayıklaması, iyi huylarını, güzel davranışlarını belirleyip koruması, kötü ve çirkin olan huylarını da terk etmesi, kendini iyilere benzetmeye çalışması, kötülerin alışkanlıklarından da kesinlikle uzaklaşması gerekir. Bunu yaptığı zaman insanlık erdemini gerçekleştirmiş ve özden gelen örnek önderliği de hak etmiş olur.



