Nefsin Mertebeleri
Çok okunuyor

Nefsi levvamenin sıfatları

Bal arısı ahlak-ı hamide kesbetmek, kurbağa ruhun nefisten nefreti sıfatıdırlar. Vahşi hayvanlardan ne kadar hayvan görülürse böyledir.

Her gün bütün azalar dile yalvarır: “Aman kendini iyi tut, çünkü senin iyiliğin bizim de iyiliğimize sebeptir”.

Bunu Lokman Hekim şu misal ile çok güzel anlatmıştır: Daha kölelik devrinde iken, efendisi kendisini ziyarete gelen yüksek misafirlerine bir koyun kestirmiş ve, “Bunun en iyi yerlerinden misafirlere layık yemekler hazırla” diye tenbih etmiş.

Lokman Hekim de dilden yaptığı taamı önlerine koyunca taaccüben, “Bu nedir?” demişler. O da dili methederek, “Bu dil iyi olunca her şey iyi olur” diye cevap vermiş”. Kıssa uzun, bu kadar yeter zannederim.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetname’sinde bu hususta geniş tafsilat vardır.

İlgili Makaleler

Yukarıda ayette geçen üç şeyden ikincisi fısk , kelimesidir. Burada da bize fasıklıktan son derece sakınmak tavsiye edilmektedir. Fısk, taat-ı ilahiyeden huruc, yani uzak kalmaktır.

Kişi bazen ibadet ve taat edip kötülüklerden mümkün mertebe sakınır ve bazen de yanlış yollara ve taatsızlığa sapar ki, işte o zaman fasıkın manası sıfatına uygun düşer.

Sure-i Haşr’ın son sahifesinde Cenab-ı Hakk, “Allah’ı unutanlar gibi olmayınız, sonra Allah Teàla size kendinizi de unutturur. O zaman akılsız ve şuursuz insanlar gibi, ne yaptığınızı ve ne yapacağınızı bilemez bir hale gelirsiniz”, buyurmuşlardır.

Bu gibi insanlar için fasikùn tabiri kullanılmıştır. Binaenaleyh bu fasık adından kurtulabilmenin yegane çaresi ibadetlere devamla birlikte yukarıda yazılan üç yüz kırk küsur menhiyattan sakınmak ve lafza-i Celal olan Allah ism-i şerifine son derece riayetle zikrine devam etmek lazımdır ki, adede lüzum yoktur. Ta ki vücudun bu zikrullah ile müstağrak olsun. Her azan Allah Teàla’yı zikreylesin.

Bunun ölçüsü gerek ibadetlerde ve gerekse menhiyatta son derece titizlik gösterebilmekle anlaşılır. Yani kişinin tam bir takva sahibi olabilmesine işarettir. Cenab-ı Hak hemen cümlemizi fısk ü fücurdan koruyup kamiller zümresine ilhak buyursun. amin!..

Yalnız vücudun zakir olması seni aldatmasın. Mühim olan, büyük küçük bütün günahlardan kaçabilmektir. Zaten vücud zakirdir, senin duyup duymaman şart değildir. Asıl hüner Cenab-ı Hakk’m nehyettiği ne kadar günah varsa mekruhlar da dahil onlardan kaçmaktır. Mekruhların ölçüsü de iki şeydir: Birisi helali dahi olsa kadınlarla fazla meşguliyet, diğeri de paraya olan hırstır ki, bunların adına “dünya sevgisi” denilmektedir. Dünya sevgisi ise bütün günahların başıdır.

Ayet-i kerimedeki üçüncü kelime de cidal kelimesidir. Yani kardeşlerle mücadelede bulunmayı Cenab-ı Hak menetmiştir. Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de, “Ve in kane mühıkkan” diyerek bunun vahametini bize duyurmaktadır. Yani haklı olduğun halde bile sükutu ihtiyar edip mücadeleyi terk etmektir.

Her ne kadar düşmanları teskit etmek ve onları susturabilmek için İbrahim Aleyhisselamın yaptığı gibi mücadelelere izin verilmişse de gerek enbiyanın ve gerek fukahanın ve gerekse ulemanın bu husustaki mücadeleleri Hakk’ı izhar içindi.

Bugün ise bunların hepsi olmuş ve bitmiştir. Bugünkü mücadeleler umumiyetle nefsani olup, kendi üstünlüğünü göstermek içindir ki, bu da mukabelesiz kalmayıp netice itibariyle birçok dargınlıklara, küskünlüklere, ayrılıklara ve hatta işin adavete kadar gittiği görülegelmektedir.

Binaenaleyh, nefs-i levvamenin başı olan. fısktan Cenab-ı Hak cümlemizi kurtarsın ve kamiller zümresine ilhak eylesin amin!..

Bu levvamenin asıl adı, hamlıktır. Ham yiyecekler nasıl makbulümüz değilse, ham insan da böyledir. Kamillik olgun insanların sıfatıdır. Ona erişmeye çalışmak da insanların başlıca vazifesidir.

Düşmanlara karşı daima hazırlıklı ve kuvvetli olmamızı bizlere tavsiye eden Allah Teala’dır. Asıl düşman ise, insanın kendi nefsidir. Bu aynı zamanda hem bineğimiz ve hem de hayatımızın idamesine yarayan bir varlık olduğundan bunu itidal haliyle kullanabilmek pek büyük bir hünerdir.

Bir insan Tarikat-ı aliye’ye kabul edildiği zaman nefs-i emmare ile girer. Bir taraftan ilim-irfan ile meşgul olurken, diğer taraftan da daimi surette nefisle mücadele halindedir. İlim cihad, ilim cihad… Ve bu suretle nefs-i emmare’yi yendiği zaman bir sıfatı küçülmüş ve bir perde kalkmış olur. Fakat Nefs-i emmare’nin büyük arzuları kökleşmiş olduğu için, bu arzuları birden söküp atamaz.

Tekrar mücadeleye mücahedeye devam eder. İlmiyle irfanıyle nefs-i levvame’yi de katettiği zaman bu perde de kalkar. İnsan nisbeten mülayimleşir, hilm sıfatına bürünür, nefs-i mülhime halini alır. Nefs-i emmare artık o kötü sıfatlarını kaybetmiştir. Bu kayıpların sebebi de şudur:

Allah-u Teâlâ lütfuyla ona ezelden Mürşid-i kamil’i nasip ettiği için, nasibini aldıkça ruhu kuvvet bulur. Elinden geldiği kadar hakikatı öğrenmeye gayret eder. Bir taraftan da nefsi ile mücadelesini ve mücahedesini devam ettirir.

Nefs-i levvâme’nin iki yüzü vardır. Bir yüzü nefs-i emmâreye, diğer yüzü de nefs-i mülhimeye bakar. Nefs-i emmâre’den bir bakıma yüzünü çevirmiştir, fakat tekrar meyletmesinden korkulur.

Nefsi levvamenin sıfatları

Antika ve Porselen Tamiri | Antika Hastanesi

Gelen Arama Kayıtları:

Önceki sayfa 1 2
Başa dön tuşu
Arkadaşınla Paylaş
Nefsi levvamenin sıfatları,
Size Adınız gönderdi.
https://www.nasihatler.com/nefsi-levvamenin-sifatlari/,
blank,