Cumartesi 20 Åžaban 1431, 31 Temmuz 2010

Seçme Nasihatler

İnsanların en câhili, ahiretini başkasının dünyası için satandır.
Hz. Ömer -

facebookda
Yazı Boyu

KANUN-İ SULTAN SÜLEYMAN

Okunma : 1395 defa  
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Dünya tarihine adını altın harflerle yazdırmış büyüklerimizi gerçekten tanıyor muyuz? Onların hayatlarında en sade yaÅŸayanımızdan devlet adamlarımıza kadar, alabileceÄŸimiz pek çok örnek bulunduÄŸunun ne kadar farkındayız? Çocuklarımız bile bir baÅŸka kültürün film kahramanlarının hayalî dünyasında yaÅŸarken, örnek olabilecek gerçek kahramanlar bizde. Elini tutan Avrupalı kralın, “dünyanın en mutlu adamı benim!” dediÄŸi büyük hükümdarlar bizde. Oysa ÅŸimdi...

YetmiÅŸüç yaşındaydı. Ayaklarındaki rahatsızlıktan dolayı yürüyemiyordu. Kendisine dinlenmeyi tavsiye eden hekimlere ve nedimlerine:

“Benim gibi bir padiÅŸah rahat döÅŸeÄŸinde ölmemelidir. Biz, gazâ meydanlarının hakanıyız.” diyordu.

26 AÄŸustos 1521’de Belgrad’ın fethi ile açılan ÅŸan ve ÅŸeref dolu dönem, 1 Mayıs 1566’da baÅŸlayan Zigetvar seferleriyle devam ediyordu.

KırkbeÅŸ yıllık bir zaman dilimine, Belgrad, Roma, Mohaç, Viyana, BaÄŸdad, Korfo, Budin, Estergon, Tebriz ve Nahcivan seferlerini sığdırmış ve ÅŸimdi onüçüncü seferine çıkıyordu.

Mohaç’ta sadece Macar ordusunu deÄŸil, Macar devletini de yıkmış, Avrupa’da kendine denk hükümdar tanımamış, Avrupa kralları ancak Osmanlı’nın vezir-i azamına denk sayılmıştı.

BudapeÅŸte’nin alınması ile Avrupa’da nice uzun süre kalmanın sırrına kavuÅŸmuÅŸtu.



Viyana Osmanlı’nın Avrupa’da ikiyüz yıl daha kalmasının kilit noktasıydı.

Avrupalı tarihçiler bu fetihler için ÅŸu tespitleri yapıyorlardı:

“Osmanlılar, fütühatlarını son derece zekice bir program içerisinde planlamışlardır. Gereksiz bir ÅŸehir, gerekli olan bir kaleden önce asla zabt ve fethedilmemektedir. İstanbul’un fethedilmesi için öncelikle NiÄŸbolu, Varna ve Kosova noktalarında tampon güvenlik noktaları tesis edilmiÅŸ ve bunu Avrupalılar ancak 17. asrın ortasına doÄŸru anlayabilmiÅŸlerdir.

Buralar zabtedildikten sonra İstanbul ele geçirilmiÅŸ ve bir merkez etrafında dönen pergel gibi, Osmanlı, saÄŸ adımlarla Afrika’ya, Güney Rusya’ya, Akdeniz’e ve Avrupa’ya hakim olabilmiÅŸtir.”

Ve Kanuni, 34 yaşında genç bir padiÅŸah olarak dedelerinin izinden giderek aynı stratejiyi uygulamış, Viyana’yı kuÅŸatmış fakat alamamıştı. Biliyordu ki, Viyana’nın alınmasındansa, baskı altında tutulması daha önemliydi.

İki ay Avrupa’da Orduyu Hümayunla gezinmesine raÄŸmen, karşısına hiçbir Avrupa kralı çıkamamıştı.

Åžimdi 70 yaşın üzerinde, beyaz elbiseler içerisinde, çavuÅŸların methiyeleri, mehter ve tiyek sesleri arasında, sancak ve tuÄŸların gölgesinde atının üzerinde dimdik yeni bir sefere çıkıyordu.

Bütün İstanbul yollara dökülmüÅŸ:

“- PadiÅŸahım çok yaÅŸa!” diye, tezahüratta bulunuyorlardı. Onu böyle at üstünde dimdik sefere giderken gören halk, coÅŸku içerisinde padiÅŸahlarını yolcu ediyordu. Oysa hekimler bir kaç gün evvel:

“- Efendimiz, sarayın kapısından bir arabayla çıksan...” diye yalvarmışlardı. Fakat Sultan Süleyman bunu reddederek:

“- Tebam beni hep at üstünde gördüler. Åžimdi araba içerisinde görürlerse yürekleri yanar.” cevabını vermiÅŸti.

Ordu 19 Haziran’da Belgrad’a vardı. Erdel Kralı Sigismund padiÅŸahın ayağını öpmek için huzura çıkmış, padiÅŸah buna izin vermeyerek elini uzatınca, kral bu iltifat karşısında:

“- Dünyanın en mesut adamı benim” diyerek sevincini göstermiÅŸti.

Ordu, EÄŸri’ye varıncaya kadar seferin hedefini öÄŸrenememiÅŸti. EÄŸri’ye varıldığında hedefin Zigetvar olduÄŸu açıklanmıştı. Nihayet 5 AÄŸustos 1566’da Zigetvar önlerine varılmıştı.

Muhasara baÅŸladığında, uzun ve meÅŸakkatli yolculuktan bitap hale gelen padiÅŸah büsbütün sarsılmış olarak yataÄŸa düÅŸmüÅŸtü.

Kale zorlu çıkmıştı. Åžiddetle karşılık veriyordu. PadiÅŸah hasta yatağında sık sık Sokullu Mehmed PaÅŸa’yı yanına çağırarak bilgi alıyordu. Bir gün Sokullu:

“- Top sesleri sizi rahatsız eder, acaba otaÄŸ-ı hümayunu biraz geride kursak nasıl olur?” diyecek olunca, padiÅŸah ÅŸiddetle tepki gösterip:

“- Sen ne söylersin lala? Top sesleri bize ninni gibi gelir. Biz barut dumanları arasında yıllar geçirdik. Allah kuvvet verse de asker kullarımın arasında yer alsam.” diye karşılık vermiÅŸti.

Aradan birkaç gün daha geçmiÅŸti. Sultan Süleyman sabırsızlıkla yatağından fırlayarak doÄŸrulunca, hekim Bedrettin Çelebi yataÄŸa doÄŸru koÅŸmuÅŸ:

“- Aman sultanım ne yaptınız? Mübarek vücudunuzu zedelersiniz. Yatınız.” diye yalvarmıştı. Gözleri çakmak çakmak olan padiÅŸah:

“- Bu kale benim baÄŸrımı yakar. Dilerim Hak’tan, ateÅŸlere yanar! Giydirin benim libaslarımı, verin kılıcımı! Yeniçeri kullarımla metrislere atılmak isterim!” Sonra ellerini kaldırarak:

“- Yarabbi, Zigetvar’ı ihsan etmeden canımı alma!” diye dua etmiÅŸti. Durumu haber alan Sokullu ve nedime otaÄŸa koÅŸarak padiÅŸahı teskin etmeye çalışmışlardı. Ama Sultan Süleyman hiddetli bir sesle onları azarlıyordu:

“- Neden mani olursunuz, ben padiÅŸahınız deÄŸil miyim? Ya sen lala, sen neden gayret göstermezsin? Neden ispat-ı liyakat eylemezsin?”

YorulmuÅŸ olarak, yanıbaşındaki Bedrettin Çelebi’ye dayanan padiÅŸahı yatağına yatırdılar.

Dışarıda kıran kırana büyük bir mücadele devam ediyordu. Saatler geçiyordu. PadiÅŸahın sabırsızlığı arttı:

“- Bu ocak halâ yanmakta devam edecek mi? Halâ zaferi müjdeleyecek olan davul seslerini iÅŸitmeyecek miyim?” diye soruyordu.

İhtiyar arslan, MuhteÅŸem Süleyman, Cihan PadiÅŸahı Kanuni, gözlerini fani aleme Zigetvar’ın alındığını göremeden kapadı.

Ertesi gün Zigetvar alınmıştı.

Sokullu herhangi bir karışıklığa meydan vermemek için vefatı bir süre gizledi.

Kanuni’nin cenaze namazı üç yerde kılındı. İlki Zigetvar önlerinde, ikincisi oÄŸlu II. Selim’in katılımı ile Belgrad sarayında 25 bin kiÅŸi ile, üçüncüsü ise İstanbul’da Süleymaniye Camii musallâsında. Bu namazda Süleymaniye ile Fatih arasındaki bütün meydan ve sokaklar dolmuÅŸ ve 500 kiÅŸi imamla beraber tekbiri tekrarlayarak muteÅŸem kalabalığa ancak iÅŸittirebilmiÅŸti.

Babası Yavuz Sultan Selim’den almış olduÄŸu 6.5 milyon km2 olan Osmanlı Devleti’nin topraklarını 15 milyon km2’ye yükselten Kanuni Sultan Süleyman, “bir sultan-ı azimü’ÅŸ-ÅŸan idi ki, her kıtada hutbesi yürür ve bin bir kal’ada nevbeti vurulurdu.”

Kanuni Sultan Süleyman, hem büyük bir asker, hem dahi bir idareci ve hem de eÅŸine ender rastlanır bir devlet teÅŸkilatçısı idi.

Batı aleminde MuhteÅŸem ve Büyük ünvanlı, ÅŸairlik mahlası olarak Muhibbî, büyük gazaya iÅŸtirak ettiÄŸi için Gâzi olan Kanuni Sultan Süleyman için ÅŸarkiyatçı Ortalon ÅŸunu söyler:

“Sultan Süleyman’ın eserleri bir sıraya konulsa en alt katta muharebeleri, onun üstünde bıraktığı abideler ve en üstte ise kurmuÅŸ olduÄŸu ilmî ve hukukî müesseseler gelir.”

Muzaffer TaÅŸyürek
Semerkand Dergisi



İlgili Diğer Başlıklar

Yorum ekle


Önemli Şahsiyetler