Efendimize Dair

Peygamberimizin Müjdesi

"Sana mı? Benim kızım, Medine'nin en güzel kızı. Sen siyahi bir adamsın. Üzerinde elbise bile yok.."

Sa’d bin Hayseme’nin (r.a.) Şehadeti ve Peygamberimizin Müjdesi

Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın yanına gelmiş siyahi birisi var. Döndü Efendimize dedi ki:

-“Benim bu siyahlığım cennete girmeme engel mi ya Resulallah?”

İlgili Makaleler

Efendimiz de şaşırdı. İlk defa böyle bir sözle karşılaştı Allah Resulü Aleyhisselatu Vesselam. “Hayır,” dedi. “Senin bu siyahlığın cennete girmeye engel değildir,” dedi.

Ama dedi: “Ya Resulallah, kimse Medine’de bana siyah olduğum için kızını vermiyor.” Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam onun üzüldüğünü, sanki siyahlığından dolayı insanların onu hor gördüğünü anlayınca:

-“Sen, İbn-i Veheb’e gittin mi?” dedi. Medine’nin şu daha birkaç ay önce Müslüman olan, şu zengin, şu görgülü adamına gittin mi?

-“Hayır,” dedi.
-“Git ona de ki: Allah Resulunün sana selamı var, kızını sana nikahlasın. Böyle emrediyor.”

Öyle bir sevindi ki Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam’dan bir müjdeyi alınca koştu. İbn-i Veheb’in kapısını vurdu, içeri girdi. “Beni Allah Resulü gönderdi.”

-“Ne istiyorsun?”

-“Allah Resulü emrettiler ki kızınızı bana nikahlayın.” Adam şöyle bir şaşırdı. Dedi ki:

-“Sana mı? Benim kızım, Medine’nin en güzel kızı. Sen siyahi bir adamsın. Üzerinde elbise bile yok, nasıl olur bu iş? Olmaz!”

Çıkarttı evinden. Tam kapıdan çıkartırken kızı duymuş arka odadan.

-“Baba, bunu Allah Resulü gönderdiyse bu Allah’ın emri değil midir? Sen, Allah’ın emrini, Peygamber’in sözünü mü çiğniyorsun? Ben onu kabul ettim, Resulullah dediyse beni ver ona, eğer sen tövbe edip özür dilemezsen korkuyorum senin hakkında ayet inecek,” dedi.

Babasına öyle bir söz söyledi ki bu kız; “Korkuyorum, ayet inecek senin hakkında ve sen rezil olacaksın.”

Ve evinden fırladı, Resulullah’ın mescidine geldi.

-“Ya Resulallah biraz önceki Sa’d (r.a.)’ı sen mi gönderdin?”

-“Evet, ben gönderdim.”
-“O söz sizin sözünüz müydü ya Resulallah?” “Evet,” dedi.
-“Ben çok büyük bir hata yaptım ya Resulallah, af dilemeye geldim,” dedi.
-“Ne söyledin?” dedi.
-“Siyahlığından dolayı onu kınadım, bu sözü sizin söylemediğinize, onun uydurduğuna inandım ve kızımı ona vermekten imtina ettim ama kızım beni uyardı. Ben geldim ya Resulallah, tövbe ediyorum ve kızımı da ona nikah etmek istiyorum,”.

Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam: “Eğer, vallahi gelmeseydin Allah senin hakkında ayet gönderecekti,”.
Adam tövbe etti, evine döndü. Efendimiz de Sa’d’a döndü dedi ki:

-“Ey Sa’d, git düğün hazırlıklarına başla, düğünü yapalım.”

Adamda metelik yok. Dedi ki:

-“Ya Resulallah, benim param yok ki.”
-“Ali’ye git, Abdurrahman bin Avf’a git, Osman’a git; sana ikişer yüz dirhem versinler,”

İki yüz dirhem Abdurrahman bin Avf verecek sahabenin zenginlerinden iki yüz dirhem Ali vermiş, iki yüz de Osman (r.a.). Altı yüz dirhem.

Gitmiş pazara Medine’nin iki çarşısı var; biri zırhçılar çarşısı, diğeri de çeyiz ve yiyecek eşyanın o günkü şartlarda satıldığı bir çarşı. Tam böyle çarşıdayken, düğün için hazırlık yapacakken, bir şeyler alacakken Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’ın mescidinden birisi çıkmış,

-“Hayya ale’l-cihad” diye başlamış. “Cihat var, gidiyoruz! Ordu toplansın! Savaş var gidiyoruz, Resulullah’ın emridir!”

Şimdi o pazarın ortasında, altı yüz dirhem elinde; düğün masrafları için elindeki bu parayı günlerce, yıllarca bu iş için beklemiş, evlenmek için beklemiş, kimsenin kız vermediği, sonra Peygamberimle kız verilecek.. Tam o esnada cihat. Şimdi nefsiyle aklı arasında düşündü:

-“Ben, evleneyim mi cihada mı gideyim? Evlensem de bu işin sonu ölüm, cihada gitsek şehit olsak büyük mertebe. Ben şehadeti tercih ediyorum,” dedi ve yönünü çarşıdan, pazardan çevirerek zırhçılar çarşısına gitti. Bir kılıç, bir kalkan, bir ok, bir de at o parayla. Düğün masraflarını savaş masraflarına çevirdi.

Yüzünü gözünü de sardı tanınmasın; çünkü Resulullah onu görse diyecek ki ‘Senin düğünün olacak gelme’, savaştan geri bırakacak. Resulullah böyle demesin diye yüzünü gözünü örtüyle sardı, atına atladı, mızrağını, kılıcını, okunu kuşandı, savaş meydanına geldi.

Peygamberimizin Müjdesi

Bir ara sahabe-i kiramdan Enes bin Malik (r.a.) örtüsü açılınca Sa’d’ı gördü. Efendimize haber verdi:

-“Ya Resulallah, şu düğün masrafları için pazara gönderdiğiniz genç var ya, o da burada, O da savaşa gelmiş,” dedi. Aleyhisselatu Vesselam biraz yanına yanaştı ve buyurdu ki; atın üzerinde böyle örtüsü açılmış, siyahlı teni belli olan Sa’d’a döndü:

-“Sa’d sen de mi geldin?” dedi.
-“Evet, ben de geldim ya Resulallah, evliliği cennete bıraktım, şehadeti istiyorum ben bu meydanda.” Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam:
-“Allah sana istediğini versin, Allah seni o mertebeye ulaştırsın,” diye dua etti.

Öyle bir harp oldu ki bir ara atı sendeledi, atından aşağı düştü. Enes bin Malik diyor:

-“Onu takip ediyorum ne yapacak diye. Vallahi, onu yerde gördüğümde üzerinde seksenden fazla mızrak yarası vardı. Üzerinde sayamayacağım kadar ok vardı, son nefesini vermek üzereydi.”

Hemen Allah’ın Resulüne koştum. Dedim ki: “Ya Resulallah koş, Sa’d şu anda şehit olmak üzere.”

Efendimizle beraber geldik. Aleyhisselatu Vesselam son nefesini vermek üzere olan Sa’d’ın o siyahi saçlarını, o siyahi tenini mübarek dizi üzerine koydular. Aleyhisselatu Vesselam Sa’d’ın başını okşadılar. Bir ara güldüler, bir ara ağladılar ve bir ara yüzünü Sa’d’dan çevirdiler. Ve Sa’d çoktan şehadet şerbetini içmişti.

Döndüler Allah Resulü Aleyhisselatu Vesselam’a: “Ya Resulallah,” dediler, “biraz önce Sa’d’a güldünüz, sonra ağladınız, sonra Sa’d’dan yüzünüzü çevirdiniz. Bunun sebebi neydi ya Resulallah?” Buyurdu ki Aleyhisselatu Vesselam:

-“Onun için gözyaşı akıtmam, evlenirken savaşa gelip şehit olmasıdır. Onun için buyurdular ki Aleyhisselatu Vesselam; gülmem, cennette huriler ona şu şehit olurken kanı akarken, dudaklarının kuruluğuna, susuzluğuna su serpiyorlardı da utanır da beni gördü içmezler diye Allah Resulü Aleyhisselatu Vesselam hem ondan yüzümü çevirdim hem de Aleyhisselatu Vesselam o meleklerin, o cennet hurilerinin ona bakışına gıpta ettim, güldüm,” dedi Allah Resulü Aleyhisselatu Vesselam.

Sonra sahabeden bir tanesi diyor ki: “Ya Resulallah, peki bir müjde yok mu onun için?” Buyurdu ki Aleyhisselatu Vesselam: “Alın onun zırhını, kılıcını, atını; götürün eşine deyin ki: Kocan şehit oldu. O kızın babasına da deyin ki: Kızını vermek için tereddüt ettiğin adama Allah cennette kızından daha güzel eşler nasip etti, köşkler nasip etti, nimetler nasip etti.”

Şu tereddüt ettiğiniz sabah namazları için kaçırdığınız cennetin köşklerini bir bilseydiniz… Şu ihmal ettiğiniz yatsılar için kaçırdığınız cennetin köşklerini bir bilseydiniz aziz kardeşlerim, değmezdi şu günah için o fırsatı kaçırmak. Değmezdi bu haram için, değmezdi bu günah için..

Nasihatler

TwitterInstagram

Başa dön tuşu