Hicri Takvim: 28 Zilkade 1435

Anasayfa » Tasavvuf Sohbetleri » Nasuh Tövbesi Nasıl Olur?

Nasuh Tövbesi Nasıl Olur?

Akıllı bir kimse, kalan ömründe,sadece daha önceki ibadetsiz geçirdiği vakitlerine ağlasa,bu onu ölene kadar hüzün içinde ağlatmaya yeterdi.Nasuh Tövbesi..

Nasuh Tövbesi

Büyük arif Ebu Talib el-Mekkî (k.s) 386/996) ve ahlâk sahasında yazdığı “Kutu’l-Kulub” isimli meşhur eserinde der ki:

“Kulun, tövbesinin tam olarak gerçekleşmesi, Allah’a dönüşünün güzel olması ve günahları iyiliklere çevrilen kimselerden sayılması için, gerçekten eski hâlini değiştirmesi ve yeni hayatı benimsemesi gerekmektedir. Eğer insandaki bu değişme dünyada olursa, kötü ameller iyi amellere çevrilmektedir. Bunu şu ayetten anlıyoruz:

“Gerçek şu ki insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez.” Ra’d, 13/11

Demek ki insanlar, içlerindeki bir kötülüğü iyiliğe çeVird ne demektir?iklerinde, kötü halleri iyiliklere çevrilmiş olur ve bu durumda şu ayetin müjdesi gerçekleşir:

“Ancak tövbe ve iman edip işleyenlerin Allah, kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah çok affedici ve çok acıyandır.” Furkan 25/70.

Gerçek , önceki kötü duruma dönmemek ve eldeki vakitleri boş yere harcamamaktır.

Ariflerden Ebu Süleyman ed-Dârânî (k.s), der ki:

“Akıllı bir kimse, kalan ömründe, sadece daha önceki ve taatsız geçirdiği vakitlerine ağlasa, bu onu ölene kadar hüzün içinde ağlatmaya yeterdi. Kalan ömrünü, önceki gibi ve gafletle geçiren kimsenin hâli nasıl olur, düşünün!”

Tövbe eden kimse, boşa geçen günlerine üzülmeli, kalan ömründe de ilahî emirlere ciddi olarak sarılıp yasaklardan uzaklaşmalıdır. Bunların tamam olması ancak, her işinde sağlam ilme göre hareket etmesi ve salih amellere sarılmasıyla mümkündür. O zaman, Allahu Teala’nın övdüğü şu kimselerden olur:

“Kötülüğü iyilikle giderirler” Ra’d, 13/22 Yani, daha önce yapmış oldukları kötülükleri, işledikleri yeni hayırlarla giderip temizlerler. Bu durumla ilgili olarak, Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, Ebu Zerr’e hitaben şöyle buyurmuştur:

“Bir kötülük işlediğin zaman, ondan sonra hemen bir iyilik yap. Gizli günaha karşı gizlice, açık olana karşı da açıkça hayır yap ki onu temizlesin.” Ahmed, K. Zühd, No: 27; Münâvî, Feyzu’l-Kadir, No: 763.

Rasulullah (s.a.v), Muaz b. Cebel’e (r.a) yaptığı bir vasiyyetinde de:

“Kötülüğün peşinden bir iyilik yap ki, onu temizlesin.” Tirmizî, Birr, 55; Dârimî, Rikak, 74; Ahmed, Müsned, V, 153, 158 buyurmuştur.

Yukarıda saydığımız vasıfta tövbe eden bir kimse, salihler arasına girer. Nitekim Allahu Teala, bir ayet-i kerimede:

“İman edip salih ameller işleyenleri, hiç şüphesiz, salihlerin arasına katarız.” Ankebut 29/9 buyurmuştur.

Sonra tövbe eden kimseye gücü yettiği kadar, daha önce elinden kaçırdığı fırsatları ve zayi ettiği vakitlerini telafî için hayırlarda koşması ve bu şekilde salihlerden olmaya çalışması gerekir. İşte bu makama çıktığında, Mevla’sının huzuruna layık bir kul olur. O zaman Allahu Teala, onu muhafaza ve himayesine alır. Nitekim, ayet-i kerimede:

“O, salihleri dost edinip işlerini üstlenir.” A’raf 7/196 buyrulmuştur.

Tövbede kula gereken şeyler özetle on şeydir

1-Allahu Teala’ya isyan etmemenin kendisine farz olduğunu bilmek.
2-Bir günaha düştüğünde onda ısrar etmemek.
3-Günahtan Allah’a tövbe etmek.
4-İşlediği günaha pişman olmak.
5-Ölene kadar üzere itaat içinde yaşamaya azmetmek.
6-Günahın cezasından korkmak.
7-Mağfireti ümit etmek.
8-Günahı itiraf etmek.
9-O günahı Allahu Teala’nın takdir ettiğine ve onun Allah tarafından bir zulüm değil sadece adalet olduğuna inanmak.
10-İşlediği kusura bir keffaret olması için, Rasulullah’ın (a.s): “Kötülükten sonra bir iyilik yap ki onu temizlesin” hadisine uyarak, günahın peşinden yapmak.

Denilmiştir ki: Ölüm meleği kula gözüktüğü zaman, ona, ömründen çok az bir zaman kaldığını ve artık ölümün bir göz yumup açma müddeti kadar bile gecikmeyeceğini bildirir. O zaman kulda bir esef ve hasret meydana gelir. Öyle ki, eğer bir baştan öbür başa bütün dünya kendisinin olsa, son saatine bir saat daha katıp tövbe etmek veya o andaki hükmü değiştirmek için hepsini verirdi. Fakat buna imkan yoktur. Bu duruma, şu ayet-i kerimede işaret edilmektedir:

Kendileriyle istedikleri şeyler arasına engel çekilir.” Sebe 34/54

Ayetteki istenen şeyin, tövbe etmek olduğu söylenmiştir. Ayrıca ömrün uzamasını veya güzel bir ölümü istemek olduğu da söylenmiştir. Ancak, kendilerinden önce geçen kimselere yapıldığı gibi, onların bu arzularına engel olunur. Aslında kulun geçirmiş olduğu her saat bu son saat gibi kıymetlidir. Sahibi anlayacak olsa, her saati bütün dünyadan kıymetlidir. Bunun için denilmiştir ki: “Kul, Allahu Teala’nın kullarına dilediği şekilde tecelli ettiğini ve bunun bir hikmetle gerçekleştiğini yakinen bilince, artık kalan ömrünün hiçbir kıymeti kalmaz.”

Allahu Teala’nın: “Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen, demeden önce.” Munâfikûn. 63/10 ayetinde geçen “yakın vakte kadar” ifadesi hakkında, şöyle denmiştir:

“Kul gözünden perde kalkıp ahiret hallerini görünce, ölüm meleğine:

-Ölümü bir gün tehir et de Rabbime kulluk edeyim, günahıma yanayım ve nefsim için salih bir amel hazırlayayım, der. Melek kendisine:

-Bütün günlerini boş yere tükettin, artık sana hiçbir gün yok, der. Kul:

-Bir saat olsun mühlet ver, der. Melek de:

Bütün saatlerini harcadın, artık bir saat olsun vakit yok, der. Ruh boğaza ulaşır, gırtlağa gelince hançerede tutulur. Artık tövbe kapısı kapanır. Kulun dünya ile irtibatı kesilir, ameller son bulur. Böylece, vakitler gitmiş ve bitmiş olur. Nefesler yükselir, ahiret perdesinin açılmasıyla o tarafı seyretmeye başlar. Bundan sonra kulun gözü her şeyi net olarak görür. Son nefesine sıra gelince nefesi zorla çıkar. Kul, saadet ehlindense önceden kendisine takdir edilen saadet hükmü üzerinde tecelli eder ve ruhu tevhid üzere çıkar. İşte bu, güzel sondur. Yahut kula ezeldeki şekavet hükmü tecelli eder ve ruhu şek ve şüphe içinde çıkar.

Bu kimsenin hâli ayet-i kerimede şöyle anlatılmıştır.

“Kötü işleri yapıp dururken kendisine ölüm gelince: ‘Ben şimdi tövbe ettim‘ diyen kimsenin tövbesi makbul değildir.” Nisa 4/18

İşte bu, kötü akıbettir. Bu durumdan Allah’a sığınırız. Bu kimsenin, münafık olduğu söylenmiştir. Ayette anlatılanın, günahta devam ve ısrar eden kimse olduğu da söylenmiştir.

Allahu Teala, kimin tövbesini kabul edeceğini şöyle beyan buyurur:

“Allah’ın kabul edeceği tövbe ancak, cahillikle bir kötülük yapıp da çok geçmeden tövbe edenin tövbesidir.” Nisa, 4/17

Bu tövbenin, ölümden önce ve ahiret alametleri zuhur etmeden, son nefes gelmeden yani can boğaza dayanmadan önce yapılan tövbe olduğu söylenmiştir. Çünkü Allahu Teala, ahiret alametleri zuhur ettikten sonra tövbenin kabul edilmeyeceğini bildirmiş ve hükmünü şöyle vermiştir.

“Rabbinin bazı ayetleri geldiği gün, önce inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış kimseye artık o andaki imanı bir fayda sağlamaz.” En’am 6/158

Ayette geçen hayrın tövbe olduğu söylenmiştir. Çünkü tövbe, imanın kazancı ve hayırların temelidir. Ayette geçen hayrın, salih ameller olduğu da söylenmiştir. Çünkü salih ameller imanın artmasını temin eder ve yakîn alametidir.

Ariflerden birisi demiştir ki:

“Allahu Teala’nın kuluna ilham yoluyla söylediği iki tane sırrı vardır: Bunlardan birisi şudur: Kul, annesinin karnından çıkıp doğunca Allahu Teala kendisine: “Ey kulum! Seni temiz ve nezih bir şekilde dünyaya çıkarttım, sana ömrünü ettim ve seni onu emniyetle koruman için görevlendirdim. Artık bu emaneti nasıl koruyacağına ve huzuruma ne şekilde geleceğine bak.”

Diğeri de kulun ruhu çıkarken olur. O zaman Allahu Teala kula: “Ey kulum! Sana verdiğim emanetimi nasıl kullandın? Bana kavuşuncaya kadar seninle yaptığım ahde riayet ederek onu korudun mu? Eğer onu korudu isen ben de senin bu vefana karşılık olarak ecrini veririm. Eğer onu zayi etti isen sana hesabını sorar cezanı veririm.”

Kulun, üstlendiği emanete sahip çıkması ve Allahu Teala’nın kulundan onun muhafazasını istemesi, şu ayetlerde ifade edilmiştir:

“Onlar, ve ahidlerini korur gözetirler.” Müminûn, 23/8

“Bana verdiğiniz sözü yerine getirin, ben de size vadettiklerimi vereyim.” Bakara, 2/90

Kulun ömrü, kendisine verilmiş bir emanettir; eğer onu hak yolda geçirerek korursa, emanetini yerine getirmiş ve sahibine güzelce iade etmiş olur. Eğer onu küfür ve isyanla zayi ederse, Allahu Teala’nın emanetine hainlik yapmış olur. Hiç şüphesiz Allah hainleri sevmez.

İbnu Abbas (r.a), bu konuda demiştir ki: “Kim, Allah’ın farzlarından birisini terk ederek veya ihmal ederek zayi ederse, Allah’ın korumasından çıkmış olur. Kul nasuh bir tövbe edince, kötülükleri temizlenir ve cennete girmeye hak kazanır.” (Buraya kadar verdiğimiz bilgiler için bkz: el-Mekkî, Kutu’l-Kulûb, I, 179-181.)

Nasuh Tövbesi eden bir kimse, üzerindeki hakları ödemelidir. Bu haklar, Allah’ın hakları ve kulların hakları olmak üzere iki kısımdır.

Geçmiş namaz borcu varsa kaza etmeli, vermediği zekatlarını ödemeli, hac farz olmuş ise yerine getirmelidir. Ayrıca, malını çaldığı veya ile aldattığı kimselerin malını ve hakkını geri verip, kendisiyle helalleşmelidir. Eğer hak sahibi ölmüş ise, ona ait malı varislerine vermelidir. Varisi yoksa, o malı onun adına fakirlere sadaka olarak dağıtmalıdır.

Gıybetini ettiği, haksız yere kötülediği kimselerle helalleşmeli, bir daha yapmayacağını söylemeli, haksız suçlama, alay ve hakaretlerine keffaret olarak onu övmeli ve iyi sıfatları ile anmalıdır.

Allah ile kul arasında kalan günahlara karşılık olarak, onların zıddı olan hayırları yapmalıdır. Meselâ; çalgı ve türküye karşılık olarak, Kur’an dinleyip meclislerine katılmalıdır. İçki içmesine karşılık olarak, insanlara su dağıtıp hayır yapmalıdır. Günahların yayılması için yapılan harcamaların yerine, hayır hizmetlerine ve vakıflara yardımcı olmalıdır. Kötü amelleri ve çirkin halleri anlatmanın karşılığı olarak, güzel ve hayır şeyleri anlatmalı, Allahu Teala’nın nimetlerini zikretmeli, insanlara O’nu sevdirmeye çalışmalıdır.

İki insanın veya ailenin arasını bozmaya karşılık olarak, küskünleri barıştırmalı, insanların hoşuna gidecek haberleri yaymalı, her müminin selameti için hayır dua etmelidir. Harama bakmanın yerine, Kur’an’a, salihlerin yüzüne ve ibretle kainata bakmalıdır. Ayrıca, ve yetimlerle oturmalı, onlara şefkatle bakmalı ve hizmetlerini görmelidir.

Zina ve namusla ilgili suçları kimseye açmamalıdır. Onlara güzelce Nasuh Tövbesi edip bir daha yapmamaya kesin söz vermeli ve o işlerin muhitinden uzaklaşmalıdır.

Anne ve babaya karşı yapılan kusurlardan tövbe ettikten sonra, kendilerinden özür dilenmeli, artık onlara karşı saygı ve hizmette kusur etmemeli, kendilerine yumuşak ve güzel sözlerle hitap etmelidir.

Ailesine karşı yaptığı haksız ve kaba hareketlerin yerine, ifade eden sözler söylemeli, edepli, adaletli ve mert olmalıdır.

İmam Gazalînin (rah.) belirttiği gibi, (Tövbe konusunda geniş bilgi için İmam Gazalî’ninİhyau Ulûmi’d-Dîn” adlı eserinin dördüncü cildine bakılmalıdır.) her zıddı ile tedavi edilmelidir. Çünkü, kalbi kaplayan günah kirleri, ancak onun zıddı olan ilâhî nur ile temizlenir. Bu nur ve rahmet de ancak Allahu Teala’nın razı olduğu ve hayırlarda bulunur.

Dr.Dilaver Selvi

Nasuh Tövbesi

Nasuh Tövbesi

12 Yorum

  1. BENDE SOFİ OLMAK İSTİYORUM

    • selamun aleykum sardunya.. her şehirde sofi olmanıza vesile olabilecek vakıflar, temsilcilikler ve dergahlar var elhamdülillah. nerede oturduğunuzu söylerseniz size yardımcı olabilecek bir vekil bulabiliriz inşaAllah.. selametle..

  2. Canim sıkılıyordu… gece uyuya kalmışım sabah namazıyla uyandim ve nasip değilmiş demekle yetindim bu mubarek geceyi ihya edemediğim için:((( sayfanıza nasl geldiğimi bilmeyerekten kendimi tövbe konusunun içinde buldum ..braz şurdan biraz burdan derken baya paylaşimlarinizi okudum ve size teşekkür etmek mecburiyetnde hissettim kendimi ben kaybolmuşken küçük dünyamda … güzellikler çok ta uzak değilmiş tövbe konusu içime su serpti bu gece olmadı ama şimdi nasip oldu desem..;(((

  3. Çok teşekkür ederim müthiş bir hikaye.
    Sanırım benim biraz zamana ihtiyacım var.

  4. Paylaşımınız için emeğinize sağlık Allah Razı olsun sizlerden.
    Benim öğrenmek istediğim Nasuh tevbesinin belli bir duası var mı?
    Mesela Seyyidül İstiğfar gibi?
    Yada Nasuh Tevbesi hissi birşey mi yürekten hissettikten sonra Estağfirullah demek yeter mi?

    • Nasihatler.Com

      Yapılan tevbenin “Nasuh” olabilmesi için işlenen eski günahların tekrarlanmaması gerekir. Günümüzde şeytan ve nefsin insan üzerindeki baskılarını ve hilelerini göz önünde bulunduracak olursak bir manevi yardımcı ihtiyacı hasıl olur. Size Allah’ın izni ile her an yardım edip sizi gözetecek bir Kâmil Mürşid himayesine girilerek tevbede sebat ve istikamet sağlanır. Aynı şekilde mürşidi vesile kılarak yapılacak olan tevbe makbul ve geri çevrilmeyen tevbe dir ki buna “Nasuh Tevbesi” diyoruz. Allah’a hesap vereceğiniz günde sizi savunacak bir avukata benzetebileceğiniz Mürşid bu işi herhangi bir menfaat karşılığı yapmamaktadır. Onların bir tek gayesi vardır; “Ümmet-i Muhammed’in kurtuluşu”
      Tevbenin “nasuh” olabilmesi için Allah’ın geri çevirmeyeceği bir dost eliyle yapılması daha uygun olur. Adıyaman Menzil’deki Gavs-ı Sani Hazretleri gelen ziyaretçilerine nasuh tevbe verip kulların Allah’a affettirilmesine aracı olmaktadır.

      • Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Bir sorum daha olacak izniniz olur ise.
        Ben İstanbul’dayım ve benim bildiğim Mürşidi Kamil Mahmud Efendi Hazretleri fakat takdir edersiniz ki kendisi ile görüşmek nerede ise imkansız. Yani demek istediğim tek bir Mürşidi Kamil’e mi tevbe vermem gerekir? yoksa her ikisine birden gitmeli miyim?

        • Nasihatler.Com

          Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki Hazretleri Hz.Muhammed SAV efendimizin torunu olup kendisi Seyyid dir. Sadece Seyyid oluşu ona intisab etmek ve ondan tevbe almak için yeterli bir sebepdir. Kendisine ulaşmak için Haşemi Turizm den bilgi alabilir ve o firma ile ulaşabilirsiniz. Haşemi Turizm Web Sitesi
          http://www.hasemiturizm.com/

          • Çok teşekkürler Allah nasip ederse gitmeyi düşünüyorum fakat sualime cevap alamadım hiç derslerine cemaatlerine katılamadım ama İsmailağa cemaati ve Mahmud efendi Hz.leri ne ilgim var göremesem de gidemesem de. Yani bir hata etmek istemiyorum iki şey birden sevilir mi? istenir mi?
            İki Mürşide bağlanılır mı? Ne yapmalıyım sizce?

          • Nasihatler.Com

            Mürşid ile mürid baba oğul gibidirler. Nasıl ki bir insanın iki tane babası olmuyorsa mürşid de ikinci bir gönül ortağını kabul etmez.Gönülde sadece bir kişilik yer vardır, bunu vereceğiniz kişiyi iyi seçmelisiniz. Size bir örnek; Şah-ı Nakşibend-i Hazretleri mürşidi Seyyid Emir Külal Hazretlerini ziyarete giderken yolunu Hızır Aleyhisselam keser. Şahı Nakşibendi Hazretleri kendisine itibar etmeyince Hızır A.S sorar
            -“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” Nakşibendi Hazretleri de
            -“Evet, sen Hızırsın” der. Hızır A.S
            -“Herkes beni arayıp izimi sürerken sen neden benden yüz çevirdin” diye sorunca; Nakşibendi Hazretleri
            -“Benim bir tane kalbim var, o da şeyhim Emir Külal Hazretlerine aittir” diye cevap verir.

            Hikaye bütün müslümanlara ders niteliğindedir. Buradan alınacak sonuç umarız size bir yol gösterir.

      • Güzel Kardeşim O Gün Geldiğinde Annanın Babanın Evladına Fayda Vermiyeceğini Biliyoruz Değilmi Ki Kaldı da Şeyhim Bana Fayda Versin Peh Mantığa Gel Allah Sizi İslah Etsin Başka Bişi Demiyorum…

        • Balın tadını en iyi arı bilir.
          Siz bir çiçeğe konup ondan bal alamamışsanız biz ne yapalım? Nasibiniz yok diye etrafa çatmayın. Allah tan nasib isteyin, bir güle konup onun kokusundan özünden almaya talip olun. Tıpkı bülbülün güle olan aşkı gibi bir aşka talip olun. Göreceksiniz ki; Nakşibendi kapısına gelenlerin hepsi birer arı ve hepsi Allah’ın çok güzel bir nimeti olan bal dan nasipdar olmuşlar.
          Siz isteyin Allah verir. Biz buna şahidiz.

Mesaj Yazın

E-Mail adresiniz sadece bizde kalır.Gerekli Alanlar İşaretlidir *

*


sekiz + 3 =

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>