Cumartesi 20 Åžaban 1431, 31 Temmuz 2010

Seçme Nasihatler

Ahmağı tanımakta en kesin ölçü, onun Allah’a inanıp inanmadığıdır. Böylelerinin deneysel bilgileri, marifetleri hiçbir değer ifade etmez.
İmam Rabbani -

facebookda
Yazı Boyu
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 31
ZayıfEn iyi 

hata-yapmak

Kusur Düzeltirken Kusur Yapmamak

Bu konuda temel edebimiz ÅŸu ayetle belirlenmiÅŸtir:

"Sen kötülüğü en güzel bir haraketle karşıla. O vakit bir de bakarsın ki, seninle aranda düşmanlık bulunan kimse yakın bir dost oluvermiştir. Bu ahlaka ancak sabredenler ulaşır." (Fussilet 41/ 34-35.)

Bu ne büyük bir terbiye ve üstün bir ahlaktır. Demek ki, kan kan ile değil, su ile yıkanır. Ateşi su söndürür. Kini tebessüm giderir. Öfkeyi hilim dindirir.

İmam Sühreverdî (k.s) demiştir ki:

"Bir sufinin nefsi, kardeşine karşı gazap ve düşmanlıkla ortaya çıktığı zaman, karşıdakine, buna kalbiyle karşılık vermesi gerekir. Gerçekten nefis, kalp ile karşılık görünce, içindeki kötülük ve şer kuruyup gider. Nefse nefisle karşılık verince fitne alevlenir ve kötülükten sakınma duygusu gider. Malumdur ki ateş, ateşle buluşunca parlar."(Sühreverdî, Avarif, 113. (Trc:144).)

"Kendisine karşı bir kusur işlenen kimsenin bu kusurda nefsine de bir pay ayırması gerekir. Bazen suç, her iki tarafın gafletinden kaynaklanmaktadır.

Bir mürit, şeyhine veya başındaki hizmet işlerini yürüten kimseye kardeşini şikayete geldiği zaman, şeyh ya da görevli her ikisini de azarlayabilir. Mesela, ona karşı haksızlık edene:

-Niçin kardeşine zulmettin? diyebildiği gibi, şikayet edene de:

-Ne günah işledin ki, bu sana musallat oldu ve zulmetti. Kardeşine rıfk ve yumuşaklıkla davransan ve onun kabarmış nefsine kalbinle karşılık vererek gerçek dostluğun ve sohbetin hakkını yerine getirsen olmaz mıydı? diyebilir.
Demek ki, her ikisi de kusur işlemiş ve veliler cemaatının ahlakından dışarı çıkmışlardır. Bu durumda, biraz uyarılarak edep dairesine dönmeleri sağlanır. Onlar da hallerinde ısrar etmeden kusurlarına istiğfar etmelidirler."(Sühreverdî, a.g.e, 113. (Trc:144).)

İmam Kuşeyrî (k.s) naklediyor:

Ahmed b. Ebi'l-Havarî, şeyhi Ebu Süleyman Daranî'ye: "Falan zata hiç kalbim ısınmıyor, ondan hoşlanmıyorum" dedi. Ebu Süleyman (k.s) da:

"O zata benim de kalbim ısınmıyor. Fakat ey Ahmed, belki bu hal bizden kaynaklanmaktadır. Herhalde biz salih insanlardan değiliz ki onu sevemiyoruz. Ne olursa olsun müminleri sevebilmeliyiz" dedi."(Kuşeyrî, Risale, II, 575. (Trc: Kuşeyrî Risalesi, 409).

Kardeşlerden birisi, kusurundan dolayı gelir özür diler de diğeri bunu kabul etmezse, hata yapmış olur. Böyle davranan bir kimse hakkında tehdit içeren bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

"Kim bir kusurundan dolayı kardeşinden özür diler de, o bunu kabul etmezse, haksız kazanç ve mal elde edenin günahı gibi günaha girmiş olur."
(Münavî, Feyzu'l-Kadîr, VI, 73 (Had. No: 8475)

Hz. Cabir'in (r.a) rivayet ettiği bir hadiste de, Rasulullah (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Kendisinden bir kusurdan dolayı özür dilenip de onu kabul etmeyen kimse, benim havzıma gelmesin."(Münzirî, et-Terğıb, III, 493.)

Diğer bir hadiste şu uyarı yapılır:

"Merhamet ediniz ki, merhamet olunasınız. Affediniz ki, affolunasınız."(Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, X, l9l; Münâvî, Feyzu'l-Kadîr, I, 474 (No: 942).

İmam Şâfii (rah.) der ki:

"Kardeşine gizlice vaz edip öğüt veren, ona gerçek nasihatı yapmış olur. Bu davranış hem dinleyene fayda verir, hem de onu yükseltir. Halk arasında öğüt vermeye ve kusurunu düzeltmeye kalkan ise, din kardeşini rezil ve perişan etmiş olur."(Gazalî, İhya, II, 264.)

İmam Gazalî (rah.), böyle bir durumda ortaya konan tavırları şöyle değerlendirir:

"Bir kimsenin kusuru karşısında susmak eğer dininin selameti için yapılıyorsa, buna Allah için idare denir. Yok eğer, mevkiini korumak, itibarını kurtarmak ve nefsinin arzusuna uymak için yapılıyorsa, buna yağcılık denir. Önceki hâl övülmüş, bu ise kötülenmiş bir ahlaktır. Kardeşinin zaten bildiği kusurlarını ona sayıp dökmen kendisini üzer, fakat onun bilmediği ve fark edemediği kusurlarını gizlice söylemen ona karşı samimiyet ve şefkattir."(Gazalî, İhya, II, 264.)

Niyetinde samimi olanların usul ve edebe de dikkat etmeleri gerekir. Benim niyetim iyiliktir deyip, uygunsuz şekilde insanları uyarmak, tedavi değil fitne olur. Kaş yapayım derken göz çıkarmaktan sakınmalıdır.

Dr.Dilaver Selvi




İlgili Diğer Başlıklar

Yorumlar  

 
0 #2 Mihman 2010-04-27 10:40 Allah razı olsun. Alıntı
 
 
+1 #1 ihlas 2009-10-27 13:23 Nefisler çakmak taşı gibidir, çarpışırlarsa kıvılcım çıkar, ortalığı yakar. Biri çakmak taşıysa, biri pamuk olmalı ki uzlaşı olsun, şeklinde bir sohbet hatırladık. Kaş yaparken, göz çıkarmaktan Rabbimize sığınırız. Alıntı
 

Yorum ekle


Tasavvuf Sohbetleri