Yunus Emre Hazretleri

Yunus Emre Hazretleri

Yunus Emre Hazretleri

Yunus Emre’nin Arayış İçine Girmesi ve SeyahatleriNihayet biçare Yunus, düşünüp taşındı ve dergahdan ayrılıp kendisini kemale erdirecek bir başka kapı aramaya karar verdi. Sessiz sedasız bir şekilde dergahtan ayrılıp yollara düştü. Yunus birçok şehirler ve iller dolaştı, (Azerbaycan ve İran, Anadolu şehirlerini, Şam, Suriye İllerini) ne maksatla dolaştığı belli değildir.

Belki tahsil, belki büyük ilim ve gönül adamlarını ziyaret maksadıyla, belki de bir aşk hicranı dolayısıyla bu seferleri yapmıştır.
Yolda kendisi gibi kamil bir kapı arayan iki kişiyle dost olup birlikte dolaşmaya başladılar. Beraberliklerinin ikinci günü acıktıklarında dostlardan biri dua etti ve kendilerine bir sofra ikram edildi. Yiyip içip şükrettiler.

Yunus bu hale son derece şaşırdı. Sonra:
-“Bunlar, bir kapıya hizmet etmeden bu kemale erdikleri halde ben onca yıldır yaptığım hizmetimden bir şey elde edemedim. İyi ki o dergahtan ayrılmışım! ” diye düşündü.

Ertesi gün yine acıktıklarında ikinci derviş dua eyledi. Tekrar bir sofra ikram edildi.
Yiyip içip şükrettiler ve yollarına devam ettiler.
Nihayet bir sonraki gün yemek için dua sırası Yunus’a geldi.

Her iki derviş de:
–”Haydi derviş! Sıra sende; dua buyur! ” dediler.

Yunus telaşa kapıldı:
–”Dostlar! Benim duamla bir yaprak bile kımıldamaz! Ne olur beni bu işte mazur görün! Benim mertebem çok aşağılardadır. Öyle sizin gibi Hakk katında sofra ikram edilecek bir kimse değilim ben!..” dedi.

Dervişler itiraz etti:
–”Olmaz derviş kardeş! Usulümüzü bozamayız; haydi dua buyur! ” dediler.

Ne söylese derviş arkadaşlarını razı edemeyeceğini anlayan dertli Yunus, çaresiz bir şekilde ellerini yüce dergaha kaldırdı:
–”Ya Rab! Bu aciz miskin Yunus kuluna şu dervişlere gönderdiğin sofradan ikram ettin. Şimdi o sofra için dua ve iltica sırası bana geldi. Sen benim günahlarıma bakmayıp lütfunla muamele buyur; beni mahcup eyleme Allah’ım! Onlar kimin hürmetine sana dua edip lütfa nail oldularsa, ben de o has kulun hürmetine sana niyaz eyliyorum!” diye içli içli yalvardı.

Ellerini henüz yüzüne sürmüştü ki, kendilerine gayet müzeyyen on kişilik büyük bir sofra ikram edildi. Hem Yunus şaşırdı, hem de arkadaşları. Sordular:

–”Hey, derviş kardeş! Hani sen dua bilmezdin! Söyle bakalım; nasıl bir dua ettin ki, Cenab-ı Allah böylesine bir ikram gönderdi? ”
Şaşkın ve dertli Yunus Emre, şahid olduğu esrar karşısında iradesizleşti. Hiçbir şey söyleyemedi.
Bu hal, kendisine bir muamma oldu.

Bu manevi sırrı henüz çözemediği için önce arkadaşlarından izah istedi:
–”Evvela siz söyleyin dervişler! Sizler nasıl dua ettiniz? ” dedi.Onlar da:

–”Derviş kardeş! Bizler Taptuk Emre Hazretleri’nin kapısında kırk yıldır dillere destan bir şekilde sadakat ve ihlasla hizmet eyleyen Derviş Yunus Emre’nin yüzü suyu hürmetine dua ve niyaz eyledik.” dediler.

Bu gerçeği duyan Yunus, manevi bir şokla irkilerek gönlünün derinliklerinden kopan bir “ Eyvah! ” feryadı ile yerinden fırladı. Önündeki sofradan tek bir lokma bile almadan diğer iki dervişe veda ederek onların hayret nazarları arasında gerisin geriye döndü.

BENZER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend