İslam ve İnsan

İslam’da Eşler Arası Cinsellik, Doğum Kontrolü ve Taşıyıcı Annelik

Söyleyin bakalım, şehvetini haram yolla gidermiş olsaydı bundan dolayı ona günah var mıydı?

Yüce Allah insanı erkek ve kadın olarak iki farklı cinsiyette yaratmış ve insanlığın devamını bunların meşru ölçülerdeki cinsel ilişkisine bağlamıştır. Bunun için her iki cinsiyetin doğasına diğerine ilgi duymasını sağlayacak duygular ve güdüler yerleştirmiştir:

“Kadınlara, oğullara, altın ve gümüşten birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığır-davar ve arazilere yönelik dünyevî zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatında tadılabilir, ama hedeflerin en güzeli Allah katında olanıdır.”

İlgili Makaleler

İşte bu duyguların tatmin edileceği ve güdülerin kontrollü bir biçimde yönetileceği yegâne ilişki biçimi nikâhlı beraberliklerdir:

“Kurtuluşa eren müminler öyle insanlardır ki, iffetlerini korurlar. Sadece eşleriyle cinsel ilişki kurarlar. Onlarla ilişkilerinden dolayı da kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.”

Böyle olduğu içindir ki, Müslümanların en başta gelen görevlerinden birisi iffet ve namuslarını korumaktır:

“Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar.”

“Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar… Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar…”

Eşler Arası Cinsel İlişkinin Dini ve Manevi Boyutu

Eşiyle girdiği cinsel ilişki karı-kocaya aynı zamanda sevap kazandıran bir eylemdir. Zira bir defasında Rasûl-i Ekrem (s.a.s.), “Birinizin eşiyle cinsel ilişkide bulunması bir sadakadır.” buyurduğunda sahabîler, “Nasıl olur ey Allah’ın Rasûlü! Birimizin şehvetini tatmin etmesine de mi ödül var?” diye şaşırınca Rasûl-i Ekrem şöyle cevap vermiştir:

“Söyleyin bakalım, şehvetini haram yolla gidermiş olsaydı bundan dolayı ona günah var mıydı? İşte bunun gibi ihtiyacını helal yolla giderdiğinde de ona bir ödül vardır.”

İslam âlimleri, fıtrat denen yaratılış kuralları yanında bu ve benzeri ayet ve hadislere dayanarak “Cinsellikte temel ilke haram oluştur.” kuralını koymuş ve bu noktadaki helalliğin nikâha bağlı ve naslarda yasaklanmayan ilişki biçimlerine özgü olduğunu belirtmişlerdir.

Biz de burada karı-koca arasındaki cinselliğe dair bazı ilke, öneri ve yasakları kısaca hatırlatacağız.

I. CİNSELLİKLE İLGİLİ İLKELER VE ÖNERİLER

A. Cinselliği İhmal Etmemek

Doğal ve fıtrî bir güdü ve hatta ihtiyaç olduğu için cinsel ilişkiyi ihmal etmek Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından doğru bulunmamıştır. Çünkü bu ihmal hem yaratılışla çelişme hem de eşin hakkını çiğnemek anlamına gelmektedir.

Daha dindar bir hayat adına eşini ihmal eden sahabîleri Rasûl-i Ekrem (s.a.s.), “Yoksa benim hayat tarzımdan yüz mü çevirdiniz? Allah’tan korkun! Ailenizin sizin üzerinizde hakkı vardır, bedeninizin de sizin üzerinizde hakkı vardır.” diyerek uyarmıştır.

Aynı şekilde kocasının beraberlik isteğine herhangi bir rahatsızlığı yokken olumlu karşılık vermeyen kadınları da uyarmıştır: “Erkek karısını ilişkiye çağırdığında kadın gelmeye yanaşmaz da bu sebeple erkek öfkeyle sabahlarsa, melekler sabaha kadar o kadını kınarlar.”

B. Eşine Karşı Alımlı Olup Süslenmek

Evli çiftler, eşlerine karşı cinsiyetlerine özgü niteliklerini tebarüz ettirmeli, bedenlerine gerekli özeni göstermeli ve bakımlı olmalıdırlar. Sağlıklı ve tatminkâr bir cinsel hayat için bu önemli bir unsurdur.

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hanımıyla beraber olmadan önce güzel kokular süründüğünü daha önce nakletmiştik. Kızı Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin düğününde mehrin bir kısmıyla güzel kokular almasını istemesi bunun ne kadar önemli olduğunun bir başka göstergesidir.

Bu vesileyle belirtelim ki, eşleri dışında yabancılar için süslenip dışarı çıkan kadın Allah Rasûlü tarafından, kıyamet gününde karanlıklar içinde kaybolmuş kişiye benzetilmiştir.

C. Cinsel İlişki ve Sınırları

Karı-koca arasındaki cinsellikte genel ilke serbestlik ve genişliktir. Aşağıda değinilecek bazı yasaklar dışında karı-koca bu ilişkiyi diledikleri biçim ve takvimde kurabilirler.

“Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde yaklaşın…”

Bu ayet, geniş serbestlik alanına işaret etmektedir. Esasen bu ayet, karı-koca arasındaki cinselliği bastırmaya ve onu belli şekillerle kısıtlamaya çalışanlara cevap olarak inmiştir. Yahudilerin, eşiyle farklı pozisyonlarda ilişkiye girenlerin çocuklarının şaşı gözlü doğacaklarına dair fikirlerinin etkisinde kalan Medineli hanımlarla evlenen Mekkeli eşleri arasında tartışma çıkınca Yüce Allah bu ayet ile söz konusu telakkinin yanlış olduğunu beyan buyurmuştur.

“Kişinin eşiyle oynaşması boş işlerden değildir.” hadisi de geniş anlamıyla burada hatırlanabilir.

Cinsel İlişki Adabı ve Temizlik

Her konuda örnek olan Hz. Peygamber, karı-koca arasındaki cinsel ilişkinin adabına yönelik uyarılarda bulunmuştur:

  • Dua ve Besmele: “Bir kimse eşiyle cinsel ilişkiye girmek isteğinde ‘Bismillah. Allah’ım! Şeytanı bizden ve bize lütfedeceğin çocuktan uzaklaştır’ der ve bu ilişkiyle onlara bir çocuk takdir edilirse, şeytan o çocuğa zarar veremez.”
  • Kısmi Temizlik: “Sizden biriniz eşiyle beraber olduktan sonra tekrar ilişkiye girmek isterse ikisi arasında abdest (gusül değil) alsın veya el ve ağız-burnunu yıkasın.”

Onun bir diğer tavsiyesi, cinsel ilişki sırasında eşlerin üzerlerine örtü almalarıdır. Bu, her ne kadar oda yetersizliği ve aynı mekânda çocukların da bulunması gibi gerekçelere dayandırılabilirse de meleklerden haya etmekle de izah edilebilir. Bununla birlikte eşler birbirlerinin bedenlerindeki her yere bakabilir ve dokunabilirler.

Duygusal Tatmin ve Eşin Hakkı

Bazı kaynaklar, Hz. Peygamber’in (s.a.s.), daha sağlıklı ve tatminkâr bir ilişki için de şu uyarılarda bulunduğunu naklederler:

  • “Eşinizle beraber olurken horoz gibi davranmayın. Kendiniz rahatladığınız gibi, eşinizin rahatlamasını da gözetin!”
  • “Eşinizle hayvanlar gibi ilişki kurmayın! Arada bir elçi bulunsun. O elçi de şakalaşıp oynaşma ve öpmedir.”

D. İslam’da Cinsel İlişki Yasakları ve Dini Hükümler

Cinsel ilişki bağlamında bazı haramlar ve yasaklar da bulunmaktadır:

1. Âdetli ve Lohusa Kadınla İlişki Yasaktır

Bunların başında âdetli veya lohusa kadınla ilişkiye girmek gelmektedir.

“Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır/rahatsızlıktır. Ay hâlindeki kadınlardan geri durun! Temizleninceye kadar onlarla cinsel ilişkide bulunmayın! Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.”

Bu ayeti açıklayan Hz. Peygamber (s.a.s.), âdet dönemlerinde kadının sadece cinsel organından (vagina) birleşmenin (duhûl) yasak olduğunu, bunun dışındaki sevişmelerin helal olduğunu bildirmiştir.

Haram olmasına rağmen âdet günlerinde gerçek (vaginadan) bir cinsel ilişki yaşanmışsa kefaret gerekir. İlişki, âdetin ilk günlerinde olmuşsa yaklaşık 4 gr.; son günlerinde olmuşsa yaklaşık 2 gr. altın değerinde mal veya paranın fakirlere dağıtılması gerekir.

2. Anal İlişki Yasaktır

Bir diğer yasak, anal ilişkidir. Eşinin öndeki cinsel organından değil de anüsünden ilişkiye giren kimsenin Allah’ın lanetine uğrayacağı, Hz. Peygamber tarafından haber verilmiştir.

3. İbadet Durumlarında İlişki Yasaktır

Oruçlu olmak, itikafta bulunmak, hac veya umre için ihrama girmiş olmak da cinsel ilişkiyi haram hale getiren sebeplerdir.

4. Gusül (Boy Abdesti) Hükümleri

Cinsel ilişkiye giren eşlere gusül farzdır. Su bulunmadığı veya kullanılmasının mümkün olmadığı ya da havanın-suyun aşırı soğuk olması gibi sebeplerle hastalanma tehlikesinin bulunduğu durumlarda teyemmüm yapılır.

Guslün çok geciktirilmemesi tavsiye edilmişse de, takip eden namaz vakti girinceye kadar ertelenmesi de mümkündür. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) geceleyin gereken guslü bazen sabah namazı vaktinin girmesine kadar ertelemiş ve boy abdestini şafak söktükten sonra almıştır.

5. Azil (Dışarıya Boşalma)

Eşler arasındaki cinsel ilişki konusunda ele alınması gereken bir konu da azil yani erkeğin dışarıya boşalmasıdır. Bir tür doğum kontrolü yöntemi olan azil, Hz. Peygamber tarafından yasaklanmamıştır.

Cinsel ilişki sırasında dışarıya boşalmasının sakıncası olup olmadığını soran bir sahabîye, “İstersen azil yap; ama bil ki, bu Allah’ın takdirine engel olmaz.” cevabını vermiştir. Diğer taraftan bunun, kadının onayıyla olması gerektiğini de bildirmiştir.

II. CİNSELLİK VE ÜREMEYLE BAĞLANTILI BAZI KONULAR

A. İslam’da Doğum Kontrolü ve Hükümleri

Evlenmenin önemli bir işlevi de üremeyi yani neslin devamını sağlamaktır. Yaratılış kanunlarının genel ve baskın bir karakteri olarak evli çiftler çocuk sahibi olmayı isterler. Bunu da diledikleri zamanda ve diledikleri sayıda çocuk sahibi olmak suretiyle gerçekleştirirler. Çeşitli sağlık sorunları, sosyoekonomik şartlar veya çevresel etkenler ebeveynlerin istediği çocuk sayısını belirlemede etkili olabilir. İşte bu bağlamda doğal bir yönelimle doğum kontrolüne gidebilirler.

Bilindiği üzere doğum kontrolü, hamileliği önleyici yöntem ve tedbirlere başvurmak demektir. Yukarıda yer verdiğimiz “azil” hadisinden de anlaşılacağı üzere evli çiftlerin doğum kontrolüne başvurmalarında dinî değerler açısından bir aykırılık söz konusu değildir.

Bu genel ilkesel tavrın yanında doğum kontrolünün yöntemleri ve süresi meselesinde bazı özel hükümler bulunmaktadır:

  1. Çoğalmaya Teşvik: Hz. Peygamber (s.a.s.) “… Evlenin! Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim…” ve “Sevecen (vedûd) ve doğurgan (velûd) kadınlarla evlenin. Çünkü ben kıyamet gününde diğer peygamberlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim.” buyurarak çocuk sahibi olmaya teşvik etmiştir. Gebeliği önlemek asli değil, istisnaî bir durumdur.
  2. Gebeliği Sona Erdirme Farkı: Doğum kontrolü gebeliğin oluşmasına engel olmaktır; yoksa oluşmuş gebeliği sona erdirmek (kürtaj) değildir.
  3. Ortak Karar: Doğum kontrolünün süresine ve şekline karı-kocanın birlikte karar vermeleri uygundur.
  4. Kısırlaştırma Yasağı: İnsanın üreme kabiliyetini bütünüyle sonlandıran yani kısırlaştırma (sterilizasyon) sayılan yöntemleri kullanmak caiz değildir. Tıbbî bir zaruret yoksa yumurta kanallarının bağlanması veya sperm üretme kabiliyetinin sonlandırılması fıtratı bozma anlamına gelir.
  5. Sağlık Riski: Kullanılacak yöntemin uzun vadede ruhi veya bedenî hastalıklara yol açmadığından emin olunmalıdır.
  6. Mahremiyet İhlali: Rahme bir alet yerleştirmek veya testislere ilaç zerketmek gibi üçüncü kişilerce avretin görülmesine sebep olan yöntemlere müracaat doğru bulunmamıştır.
  7. Spiral ve Rahim İçi Araçlar: Gebeliği önlemek yerine döllenmiş zigotun düşmesine sebep olan aletlerin (spiral vb.) kullanılması caiz değildir.

B. İslam’da Tüp Bebek Yöntemi Caiz Midir?

Sürekli ivme kazanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler alternatif üreme yöntemlerini getirmiştir. Bunlardan birisi yapay dölleme (tüp bebek) yöntemidir. Bu yöntemle tıbbi nedenlerle çocuk sahibi olamayan eşlerin üreme hücreleri laboratuvarda aşılanarak anne adayının rahmine yerleştirilmektedir.

Özü itibariyle bir tedavi sayılan tüp bebek uygulaması; sadece evli eşler arasında olması (sperm, yumurta ve rahmin aynı nikâhlı çifte ait olması) ve hamileliğin normal yollardan sağlanamaması halinde caiz görülmektedir.

Tüp bebek uygulamasında dikkat edilmesi gereken noktalar:

  1. Fazla Embriyo İmhası Yasağı: Tıbbi gereklilik üzerinde embriyo elde edilmemelidir. Elde edilen fazla  embriyolara tıbbi atık muamelesi yapılamaz. Laboratuvar ortamında hayatiyetini kaybetmesi beklenir ve saygıyla gömülür.
  2. Cinsiyet Seçimi Yasağı: Embriyo seçiminde cinsiyeti veya genetik özellikleri belirlemek sadece genetik hastalık mevcudiyeti gibi tıbbi zorunluluk hallerinde caizdir.
  3. Çoğul Gebelikte İndirgeme Yasağı: Çoğul gebelik söz konusu olduğunda, sayıyı düşürmek amacıyla ceninlerin hayatı sonlandırılamaz.

C. Taşıyıcı Annelik Dinen Caiz Midir?

Taşıyıcı annelik, kadının yumurtası ile erkeğin sperminin döllendirilmesiyle elde edilen embriyonun başka bir kadının rahmine yerleştirilmesi ve doğumdan sonra bebeğin biyolojik anne-babaya teslim edilmesidir.

İslam dünyasında tartışılan taşıyıcı annelik yöntemleri:

  1. Evli çiftin embriyosunun yabancı bir kadının rahmine yerleştirilmesi.
  2. Evli çiftin embriyosunun erkeğin diğer nikâhlı eşinin rahmine yerleştirilmesi.

Taşıyıcı Anneliğin Dini Hükmü

İslam dünyasındaki önde gelen fetva kurulları ve fıkıh âlimlerinin çoğunluğu, taşıyıcı annelik uygulamalarının tamamının HARAM olduğuna hükmetmişlerdir. Bu uygulama mahremiyet, evlilik, neslin korunması ve insanın saygınlığı ilkelerini ihlal etmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kararı

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun kararına göre:

  • İnsan bedeninde başkalarınca görülmesi ve üzerinde işlem yapılması caiz olmayan avret ve mahremiyet bölgeleri vardır.
  • Taşıyıcı annelikte iki ayrı kadının mahremiyeti ve avreti zaruretsiz şekilde ihlal edilmektedir.
  • Doğal yollardan çocuk sahibi olamamak, dinî açıdan mahremiyeti ihlal etmeyi meşru kılacak bir zaruret sayılmamıştır (Şûrâ Suresi, 49-50).

Bu gerekçelerle taşıyıcı annelik uygulamaları İslam dinine göre haram hükmündedir.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAYINLARI

Nasihatler

Twitter – Instagram

Başa dön tuşu