Hicri Takvim: 2 Zilkade 1435

Anasayfa » Tasavvuf Sohbetleri » Bütün Günahların Tövbesi Vardır

Bütün Günahların Tövbesi Vardır

Ey günahlara dalıp haddi aşan kullarım!Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.Çünkü Allah bütün günahları bağışlar.Bütün Günahların Tövbesi Vardır
günahların tövbesi

Bütün Günahların Tövbesi Vardır

Allahu Teala buyurur ki:

“De ki: Ey günahlara dalıp haddi aşan kullarım!Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayan, çok acıyandır. Size gelip çatmadan önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun.”(zümer39/53)

Rasulullah (s.a.v) Efendimiz bu ayet hakkında buyurmuştur ki:

“Bana, dünya ve içindekiler verilseydi, bu ayet kadar sevinmezdim.” (Ahmed,Müsned,V.255; Taberi,Camiu’l Beyan,cüz XXIV,Sh:21)

Hiç şüphesiz Efendimizin bu sevinci ümmeti içindir.Çünkü Cenab-ı Hakk O’nun, makamına göre kusur sayılacak bütün hatalarını affettiğini müjdelemiştir.

Tövbe kapısı kula ölüm gelene kadar açıktır. Bu açık kapıdan, Allah’tan korkarak, O’nun rızasını arayarak, kul olduğunu anlayarak kim girerse, tövbesi geçerli olur, günahı affedilir.

Küfür ve şirk dahil her günahın tövbesi vardır. Akıllı olup büluğa eren her insanın Yüce Allah’a iman etmesi, hükümlerine teslim olması, emirlerine uyması ve kusurları için tövbe etmesi farzdır. Bu iman, teslimiyet ve tövbe sevgi ve iradeyle ölmeden evvel olmalıdır. Tövbe sadece Allah’tan korkulduğu için yapılmalıdır. Allah rızası düşünülmeyen pişmanlıklar faydasızdır. Kul, kusurlarına kalbini Allah’tan perdelediği için pişman olmalıdır. Çünkü, insanlar arasında kınanmaktan korkup kötü şeyleri terk etmek, itibarını kurtarmak için tövbe yapmak, halkın içinde rezil olurum endişesiyle yaptıklarından pişman olmak tövbe değildir. Tövbe, irade ve sevgi ile Yüce Allah’a dönmektir.

Tövbe, kalbin Yüce Allah’tan uzaklığına yanmak, nefsin gafletine ağlamaktır.

Ölüm gelene kadar tövbe kapısı herkese açıktır. Bu rahmet kapısını Yüce Rabbimiz açmıştır ve kalbe tövbe duygusunu o vermiştir. Hiç kimse o kapıyı kapatamaz ve insanı tövbe nimetinden mahrum edemez.

Arifibillah Muhyiddin b. Arabî’nin (k.s), belirttiği gibi (İbnu Arabi, Tefsiru’l Kur’ani’l kerim, II,383 ) ilâhî rahmetten ümidi kesmek, insanın fıtratındaki kulluk kabiliyetinin tamamen yok olması demektir. Halbuki bir fıtratta azıcık ilâhî nur kalmışsa, onun Allah’ın gazabını geçen geniş rahmetine ulaşması, Rabbine dönmesi, O’nu sevmesi ve O’na sevilmesi mümkündür.

İmam Kuşeyrî (k.s):

“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” ayetine şu manayı vermiştir:

“Ey kulum! Bizim kapımıza gelip gitmeyi kessen de, kalbini bizden koparma. Bizden sevgini ve ümidini kesme. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Kul şunu da bilmelidir ki, onun kurtuluşu kendi yönelmesiyle değil, Allah’ın lutfuyla olmaktadır. Allah’ın özel yardımıyla kul Rabbine yönelmektedir. Yoksa, kendi gayret ve yönelmesiyle Yüce Allah’ın fazlına ulaşmış değildir.” (Kuşeyri, Lataifü’l- işarat.III,287-288)

Rasulullah (s.a.v) Efendimiz buyurmuştur ki:

“Şüphesiz Allah, üzerine perde çekilmediği sürece tövbe eden kulunu affeder. Kendisine:

-Kulun üzerine perde çekilmesi nasıl olur? diye sorulunca:

-Müşrik olarak ölmesidir, buyurdu.

(Ahmed,Müsned,V,174; Heysemi,Mecmau’z-Zevaid,X,198; İbnu Hıbban,Sahih,II,394.(No:626-627))

Efendimizin (s.a.v) şu müjdesi çok önemli:

“Bir kul, günah olan bir amel yaptığında, peşinden:

-Rabbim! Ben bir günah işledim; beni affet! diye yalvarırsa Allahu Teala:

-Kulum bir günah işledi; kendisini affedecek ve hesaba çekecek bir Rabbi olduğunu bildi. Ben kulumu affettim! buyurur. Sonra kul, tekrar bir günah işlediğinde:

-Rabbim! Ben bir günah işledim; beni affet! diye yalvarır. Allahu Teala:

-Kulum bir günah işledi, kendisini affedecek ve hesaba çekecek bir Rabbi olduğunu bildi. Ben kulumu affettim! buyurur. Kul döner bir günah daha işler. Yine:

-Rabbim! Ben bir günah işledim; beni affet! diye yalvarır. Allahu Teala:

-Kulum bir günah işledi; kendisini affedecek ve hesaba çekecek bir Rabbi olduğunu bildi. Ey meleklerim! siz şahit olun, ben, kulumu affettim, ne yaparsa yapsın!buyurur.”
(Buhari,Tevhid,35; Müslim,Tövbe,29; Ahmed,Müsned,II,296; Hakim, Müstedrek,IV,242.)

Kul ne halde olursa olsun, Yüce Rabbine itimat etmeli ve O’na karşı güzel zan beslemelidir. O (c.c), kullarına, zatına karşı takındıkları tavır ve taşıdıkları zanna göre muamele etmektedir. Şu hâdisede olduğu gibi:

Hz. Rasulullah (s.a.v) anlatıyor:

“Sizden evvelki ümmetler içinde bir adam vardı. Allahu Teala’nın varlığına ve birliğine iman hariç, işe yarar hiçbir hayırlı ameli yoktu. Bir gün ailesine dedi ki:

-Öldüğüm zaman beni yakınız. Kemiklerimi havanda döverek toz ediniz. Sonra rüzgarlı bir günde bu tozun yarısını karaya, yarısını denize atınız! Vasiyet yerine getirildi. Aziz ve Celil olan Allah rüzgara:
‘Dağıttığın tozları topla’ buyurdu. Rüzgar tozları topladı,ilâhi huzura getirdi. Hak Teala adama:
-Neden böyle hareket ettin? diye sordu. Adam:
-Senden haya ettiğim, utandığım için ya Rab, diye cevap verdi. O zaman Allahu Teala:
-Ben de seni ettim, buyurdu.”

(Buhari,Enbiya,54; Müslim,Tövbe,24; Ahmed,Müsned,I,398 )

Dr.Dilaver SELVİ

Mesaj Yazın

E-Mail adresiniz sadece bizde kalır.Gerekli Alanlar İşaretlidir *

*


+ 7 = dokuz

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>