Dünya yurdunda yolcu olmak

dunyadan-geciyoruz

Dünya yurdunda yolcu olmak

“Önce Allah vardı; O’ndan evvel hiçbir şey yoktu. Sonra O gökleri ve yeri yarattı.” (Buhârî, Tevhid, 22)

İnsanoğlu güneşin her gün aynı saatte doğacağı varsayımı üzerine hareket eder; planlar yapar, yarın yine aynı saatte işe gideceğine, alışveriş yapacağına, yemek yiyeceğine, su içeceğine emindir. Halbuki o insan kendinden önce geçmiş bir 150 yılı düşünse yeryüzünde izinin dahi olmadığı gerçeğiyle yüzleşecektir. Kendisinden sonra gelecek bir 150 yılı da düşünse, kendisinden geriye bir şey kalmayacağını görecektir. Dünya hayatı geçicidir, bu bizden önceki nesiller için de öyleydi bizim için de öyle. Fakat insanoğlu hep kendisini önceki nesillerden daha farklı, daha iyi, daha bilgili ve ileride görürken, ölümün onlara geldiği gibi kendisine gelmeyeceğini sanır. Halbuki Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de “Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik” (Meryem, 74) buyurarak bizden önceki nesillerin müşterek akıbetini bize bildirmiştir.

SALİHLERDEN OLMAK

Allah Teala’nın bir imtihan yeri olarak yarattığı dünya, kelime olarak “aşağıya doğru yaklaşmak, alçalmak” anlamına gelen bir kökten türemiştir ve aşağıda bulunan manasına gelmektedir. Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükafat vardır.” (Tin, 4-6) buyurmaktadır. Yaratılmışların en şereflisi olarak, ahsen-i takvim üzere yaratılmış insanoğlunun dünyadaki görevi yalnızca Allah’a kul olmaktır. Her işte O’nun rızasını gözeterek O’nun adı olmadan bir işe dahil olmamaktır. Bu şekilde insan salih kullar zümresine ilhak olabilir.

TALEBİN NEDİR?

İnsanoğlu asırlar boyunca türlü amellerle ya Allah’ın ismini yüceltti ya da O’na asi oldu. Asi olanlar sadece bu dünyaya talip olanlar, dünyaya sahip olma hırsıyla ahireti unutanlardı. Yaşama gayeleri sadece mülklerini çoğaltmak oldu. Halbuki Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de “Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya kadar oyaladı” (Tekasür, 1-2); “Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın! Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir!” (Münafikun, 9) buyuruyordu.

MEKANIN ŞEREFİ MEKİNLEDİR

Yahya b. Muaz (k.s) son nefesini kutsi bir beldede vermek isteyen kardeşine demiştir ki:
-“Hangi beldede olursan ol, insanların en iyisi sen ol. Çünkü belde insanla izzet kazanır, insan beldeyle izzet kazanmaz.” (Feridüddin Attar, Tezkiretü’l-Evliya). Dünya da üzerinde yaşayan salih kullarla şeref bulan bir mekandır. Kendiliğinden bir değeri yoktur.

Allah Teala yeryüzünü ve onda bulunan bütün nimetleri insanlar için yaratmıştır. “O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O her şeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara, 29). İnsanoğlunun bu nimetleri sırf Allah rızası için ahiret yurdunu kazanmaya sarf etmesi en güzelidir.

İnsan böyle yaparsa dünya hayatında da ahirette de saadete erişir. Sadece dünyalığı istemek ise kişiyi zarara uğratır. “İnsanlardan, ‘Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver’ diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Onlardan, ‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru’ diyenler de vardır. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.” (Bakara, 200-202)

HÜVE’L-BAKİ

İnsan dünyaya imtihan için gönderildiğini, bu dünyanın gelip geçici olduğunu bildiği halde kendisini dünya hayatının koşturmacasına kaptırıverir. Günlük uğraşları, yarına dair hesapları, ihtirasları, dünyaya dair endişeleri onu önce kendinden uzaklaştırır, sonra kardeşlerine yabancılaştırır, en kötüsü de dünyaya gönderiliş gayesini unutturarak onu Yaratan’a gafil eder. Halbuki Efendimiz’in (s.a.v) “Dünyada kimsesiz bir garip yahut bir yolcu gibi ol!” (Buhari, Rikak, 3) hadis-i şerifince hareket etmek bizi huzura götürecektir. Allah Teala dünyayı insanın kulluk imtihanını vereceği mekan olarak seçti. Ölünce mezar taşına yazılan “Hüve’l baki”, dünyanın ahirete aracı, sonlu bir yol olduğunu her daim mümine hatırlatır. Bu yolda hüsrana ya da huzura gitmek bizim tercihimizdir. Daim huzura gidenlerden olabilmek duasıyla…

M. Saki El Hüseyni

BENZER YAZILAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend