Hicri Takvim: 25 Şevval 1435

Anasayfa » Nasihatlerden » Bayram Ola

Bayram Ola

İşte Ramazan ve ları müslüman bayramı. Sevinmenin, eğlenmenin, izzet ikram etmenin ibadet olduğu bayramlar.
ramazan bayramı

, sevinilecek bir şey varsa yapılır. Biz biter bitmez bayram yapıyoruz. Acaba bizi sevindiren Ramazan ayının bitmesi midir? Ayların sultanı bilip başımızın üstünde tuttuğumuz bitti diye mi seviniyoruz, yoksa işin içinde başka şeyler mi var?

Bayramdır, sevinelim.
Bayramdır, eğlenelim.

Bayramdır, eşi dostu, akrabayı, konu komşuyu ziyaret edelim. Gönül alalım. Sevincimizi, sevgimizi paylaşalım. Değer verelim, ikramlarda bulunalım. Güler yüzle, sıcak gönülle karşılayalım ve karşılaşalım. Ama haramlardan sakınarak…

Bayram böyle bir şey işte… Hem seviniyoruz eğleniyoruz, hem de sevap alıyoruz. Bayramlarda sevinip eğlenmek, sevindirmek, gönül almak sünnettir, hepsi birer ibadettir. Sevinerek, eğlenerek sevap kazanmak ne hoş…

İLK BAYRAM VE MÜSLÜMAN BAYRAMLARI

Peygamber s.a.v. Efendimiz ve Mekke’deki ilk müslümanlar Medine’ye hicret edinceye kadar bayram nedir, bilmediler. Çünkü bayram edebilecek rahatlık bulamadılar; sevinçlerini birbirleriyle paylaşabilecek fırsatları hiç olmadı. O sıralarda Mekke’de müslüman olmak demek, itilmek, kakılmak, horlanmak, eziyet çekmek, işkence görmek demekti. Hayat imkanı bile tanınmayan bir insan bayramı nasıl düşünsün?

Nihayet Medine-i Münevvere’ye hicret başladı. Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz de Medine’ye ulaştı. Medine’nin yaşadığı en büyük bayram da o gün gerçekleşti. Sevinçlerin en büyüğünü Medine o gün yaşadı. Böyle bir sevinç, böyle bir bayram, sadece bu şehre ve orada yaşayanlara nasip oldu. Bu bayram, dünyada bir kere gerçekleşti.

Günler geçmeye, aylar birbirini kovalamaya başladı. Medine-i Münevvere’de, Allah’ın Peygamberi s.a.v.’in şekillendirdiği bir hayat kuruluyordu. Dolu dolu, canlı, dünya ve ahiretin bir arada, bir dengede yaşandığı bir hayat… Güzel ve iyi olan gelenekler devam ediyordu, eksikleri olanlar tamamlanıyor, yanlış adetler, alışkanlıklar ise iyi olanlarla değiştiriliyordu.

Medine ahalisinin İran kültüründen etkilenerek uzun zamandan beri yapageldikleri iki bayramları vardı. Rasulullah s.a.v. bu bayramların yapılmış olduğunu duyunca bundan hoşlanmadı ve onların yerine Ramazan sonunda ve hac ibadetinin bitiminde bayram yapılmasını ilân buyurdu. (Ebu Davud, Salât 246). O günden sonra Medine-i Münevvere’de bayramlar, Ramazan ve hac ibadetinin sonunda büyük bir sevinç ve neşe içinde kutlandı.

HAYRA ERMENİN SEVİNCİ

Bayramlar toplumların sevinç günleridir. Rasulullah s.a.v. Efendimiz de her toplumda bulunan bu geleneği müslüman için anlamlı bir hale getirip, tamamen İslâm’ın değerleri ve sevinçleri üzerine inşa etti.

özel olarak Allah tarafından seçilmiş bir aydır. Allah Tealâ’nın ezelî ve ebedî sözleri demek olan Kur’an-ı Kerim bu ayda indirilmiştir. İnsan ve insanlık için hayat ölçüsü olsun, hayat onunla kıymet bulsun diye lütufların en büyüğü olarak gönderilmiştir.

Yüce Mevlâ içinde Kur’an-ı Kerim’i indirdiği Ramazan ayını ayların en bereketlisi kılmış; özellikle onu indirdiği geceyi de bin aydan hayırlı eylemiştir. Ramazan ayında güzelce orucunu tutan ve gecelerini elinden geldiğince değerlendiren kulunun kalbine takva hassasiyetini yerleştireceğini de müjdelemiştir.

Şimdi bir insan Kur’an’ı hayatına uygular, onun gereğince bir hayat yaşamaya çalışırsa binlerce insandan daha hayırlı olmaz mı? Böyle bir müslüman Ramazan ayına ulaşmış, güzelce orucunu tutmuş ve gecelerini değerlendirmeye çalışmışsa, doyasıya bayram etmeye hak kazanmaz mı? İşte bu, bayram edilecek çok büyük bir nimettir.

O halde Ramazan bayramı için şunu da söyleyebiliriz: Bu bayram bir müslüman için takvayı elde etme ve bin aydan daha hayırlı olan bir gecenin bereketinden faydalanmış olma bayramıdır.

HÜRRİYETİN, HUZURUN, KARDEŞLİĞİN BAYRAMI

Esirler bayram yapamazlar. Çünkü onlar bir yokluk ve yoksunluk hali yaşamakta, iradeleri başkalarınca kontrol edilmektedir. Bayram ise ancak özgür irade sahiplerine ait bir haldir. Müslüman da Yaratıcısı’nın emrini dinleyip insanı esir yapan tesirlere karşı koymuş ve nefsin ve şeytanın zulmünden diğer müslüman kardeşleriyle birlikte özgürlüğe kavuşmuştur. Kul olma özgürlüğüyle ibadetlerini yerine getirebilmiş olma nimetine karşı şükredip bayram yapmaktadır.

Nefsine ve şeytana karşı sabrederek hayır çerçevesinde kalabildiği için bir sabır bayramı yaşamakta, onların tahakkümünden kurtulmanın sevincini kutlamaktadır.

Oruç ibadeti ve diğer hayırlı işlerin daha yoğun yaşandığı bu ayda bütün günahlara ve hatalara daha çok de, Peygamber s.a.v. Efendimiz’in tavsiyelerindendir. Ramazan ayının sonuna ulaşan bir müslümanın kalbi, ibadetler ve tevbe ile iyice yumuşamış, yanlışlardan ve günahlardan nefret etmeye başlamıştır. Bayram sabahına bu duygularla ulaşan bir müslüman için bu bayram, aynı zamanda günahlardan ve yanlışlardan kurtulma bayramıdır.

Ayrıca, sosyal hayatta en ciddi hastalıklardan biri kabul edilen dargınlıkları küskünlükleri sona erdirme imkanı sunduğu için, her bayram bir sosyal bayramıdır aynı zamanda.

Hayatın yoğunluğu içinde insan görüşme fırsatı bulamadığı akrabalarıyla, dostuyla, arkadaşıyla bu ayın sonunda, bayram vesilesiyle bir araya gelmekte, sevincini paylaşabilmektedir. Farz olan sıla-i rahim bu vesile ile gerçekleşmektedir. Bu açıdan bakıldığında bayram, fertler arası bağların güçlendiği bir sıla-i rahim bayramıdır bir taraftan da.

Bütün bunlar bir araya gelince, bayram edilmez de ne yapılır? Müslümana da böyle bayramlar yakışır. İşte Ramazan ve bayramları müslüman bayramı. Sevinmenin, eğlenmenin, izzet ikram etmenin ibadet olduğu bayramlar…

Kutlu olsun, mübarek olsun.

YIL BOYUNCA ORUÇLUYMUŞ GİBİ

Şevval ayının birinci günü Ramazan bayramıdır. Bayram gününden sonra Şevval ayı bitinceye kadar altı gün oruç tutmak, Rasulullah s.a.v. Efendimiz tarafından tavsiye edilmiş sünnet bir ibadettir. Efendimiz s.a.v., “Kim Ramazan orucunu tutar, sonra Şevvâl ayından altı gün ona eklerse, bütün yıl oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm 39) buyurmuşlardır.

Şevval ayında tutulacak altı günlük oruca bayramdan hemen sonra başlayıp ara vermeden tamamlamayı daha faziletli kabul eden âlimlerimiz olduğu gibi, ayın içine yayarak tutmayı daha faziletli bulanlar da vardır. Hangisi istenirse tercih edilebilir.

Mehmet IŞIK

Mesaj Yazın

E-Mail adresiniz sadece bizde kalır.Gerekli Alanlar İşaretlidir *

*


5 + = sekiz

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>