Sırat köprüsünden nasıl geçilecek?

Yüce Allah, Hz. Cebrail’e,

-“Ya Cebrail! Cehennemin kumandanı Malik’e git ve benim şu emrimi bildir:

-“Ey Malik! Rabb’in sana cehennemi mahşer yerine getirmeni emrediyor” buyuracaktır. Hz. Cebrail de (AS) hemen cehennemin kumandanı Malik’e gidecek ve Cenab-ı Hakk’ın emrini tebliğ edecektir. Allah’ın emrini alan Malik,

-“Ya Cebrail, bugün hangi gündür” diye soracaktır. Cebrail (AS),
-“Bugün kıyamet günüdür. Bugün herkesin kazandığı ile karşılaşacağı gündür” diye cevap verecektir. Malik bu defa,
-“Ya Cebrail, yüce Allah bütün kullarını mahşer yerine topladı mı?” diye soracaktır. Hz. Cebrail de,
-“Evet. Cebbar olan Allah Teala bütün mahlukatı huzuruna topladı” diyecektir. Bu sefer Malik,
-“Peki, Muhammed ile ümmeti nerelerde” diye sual edecektir. Hz. Cebrail de,
-“Onlar, Cebbar olan yüce Allah’ın huzurunda bekletiliyorlar” diye cevap verecektir. Buna karşılik Maiik,
-“Muhammed ümmeti zayıf bir ümmettir. Cehenneme, onun kokusuna ve uğultusuna nasıl tahammül edeceklerdir ki?” diye soracaktır. Hz. Cebrail (AS),
-“Bilmiyorum” deyince Malik, cehenneme doğru korkunç bir nara atacaktır. Bu nara ile cehennem, sert ve şiddetli ayakları üzerine dikilecek ve zebanilerin elinden kurtularak mahşer ahalisine doğru süratle yürüyecektir. Cehennemin bu korkunç halini gören bütün mahşer halkı ağlayacak, öyle ki gözlerinde yaş kalmayacak ve kan akıtacaklardır.

Mahşerin Dehşeti ve insanların Hali!

İşte o günün dehşetinden gençler yaşlanacak, gebe kadınlar çocuğunu düşürecek, insanlar sarhoş olmadıkları halde sarhoş görülecek, fakat bütün bunlar. Allah’ın şiddetli azabından dolayı meydana gelecektir. Bu durumda ilk koşan Hz. İbrahim (AS) olacaktır. Hemen arşın duvarına sarılacak ve,

-“Ey Allahım, ey efendim! Ben dost edindiğin ve Halil’im dediğin İbrahim’nim! İhtiyarlığıma ver, bana merhamet eyle. Senden oğlum İshak’ı ve Ismail’i istiyorum, diye yalvaracaktır. Bunun üzerine Hak Teala,
-“Ya İbrahim! Sen bir dostun dostuna azap ettiğini hiç gördün mü?” diye karşılık verecektir. Sonra Hz. Musa (AS) arşın direğıne sarılacak ve;
-“Ben, kendisiyle kelam ederek konuştuğun Musa’yım. Senden bugün ancak nefsim! istiyorum, kardeşim Harun’u bile istemiyorum. Beni cehennemin korkunç hallerinden muhafaza eyle” diye niyazda bulunacaktır.

Sonra da Hz. İsa (AS) ağlayarak gelecek ve arşın perdelerine sanlarak;

-“Ey beni yaratan Allahım! Ben ruhun ve ol emrinle vücuda gelen Isa’yım. Senden hiçbir şey istemiyorum. Ancak nefsimi istiyorum. Beni cehennem korkulanndan kurtar, diye yalvaracaktır. Bunun üzerine mahşer yerinde feryat ve figan sesleri yükselecektir, işte o anda Hz. Muhammed (SAV) Ortaya atilacak ve,
-“Ey Allahım, ey yüce efendim! Bugün senden nefsim! istemiyorum, senden ancak ümmetimi istiyorum” diyerek ümmetinin kurtuluşunu isteyecektir. Resulullah’ın (SAV) sesini duyan cehennem şöyle haykıracak:

-“O ümmeti için şefaat dileyen, onların kurtuiuşunu isteyen kimdir? Oysaki bugün herkes ancak kendi nefsi için şefaat dilemektedir.”

Bunun üzerine cehennem kumandanı Malik, cehenneme dönerek şöyle diyecektir:
-“Ey ateşim, gözün aydın otsun. Ümmetine şefaat dileyen bu zat Muhammed’dir (SAV)”

Bu cevap karşısında cehennem şöyle niyaz edecektir:

-“Ey Rabbim, ey yüce efendim! Muhammed (SAV) ve ümmetini rezil ve rüsva etme! Onları alevlerimden ve şiddetli azabımdan koru. Çünkü onlar zayıftırlar, azabımın şiddetine dayanamazlar.”

Sonra zebaniler, cehennemi sürükleyerek arşın yanina götürecekler. Cehennem de yüce huzurda Allah Teala’ya secde edecektir. Yüce Allah (bildiği halde),

-“Güneş nerede” diye buyuracaktır. Güneş hemen aziz ve celil olan Allah’ın huzuruna getirilecek, Allah Teala ona hitaben,
-“Sen mi kullarıma sana secde etmelerini emrettin?” diye sual buyuracaktır. Güneş de;
-“Ey Rabbim, ey yüce efendim! Sen bütün eksik ve noksan sıfatlardan münezzehsin. Ben nasıl böyle bir şey emredebilirim ki? Oysa ki ben kulluk ve kölelik boyunduruğunun altındayım” diye cevap verecektir. Cenab-ı Hak da,
-“Evet, doğru söyledin” buyuracaktır.

Ondan sonra güneşin harareti, asıl hararetinden yetmiş kat daha artırılacak ve mahşer halkının baştan üzerine yakın tutulacaktır. İşte bu sıcaktan bütün insanlar terleyecek ve terleri ağızlarına kadar ulaşacaktır. O gün güneş insanların beyinlerini tencerenin fokurtusu gibi kaynatacaktır. Karınları büyük tulumlar gibi şişecektir. Gözleri oluk gibi yaşlar akıtacaktır. O anda bütün ümmetler arasında bağrışmalar, çağrışmalar, feryat ve figanlar yükselecektir.

Resulullah (SAV) buyuracaktır ki:
-“Ey Mâlik! Allah hakkı için ümmetim geçinceye kadar yüzünü başka tarafa çevir! Çevir ki yüzünü görmekle şiddetli korkulara kapılmasınlar!”

Mâlik de hemen yüzünü başka tarafa çevirecektir (Böylece onlar, Mâlik’in korkunç yüzünü görmeden geçip gideceklerdir).

Sırat köprüsünden nasıl geçilecek

Sonra Hz. Peygamber’in (SAV) ümmeti on üç fırkaya ayrılacaklardır. Ondan sonra da Resul-u Ekrem (SAV) önlerine geçecek ve;

-“Ey ümmetim! İşte bu sırat köprüsüdür. Beni takip ediniz” diye emir buyuracaktır.

Bunun üzerine bütün gruplar Resulullah’ı (SAV) takip edip sıratı geçeceklerdir. Fakat birinci grup, şimşek gibi onu takip edip geçecektir. İkinci grup, şiddetli esen yel gibi onu takip edecektir. Üçüncü grup, yarış atları gibi koşarak onu takip edecektir. Dördüncü grup, hızlı uçan kuş gibi onu takip edip geçecektir. Beşinci grup, koşan insanlar gibi takip edecektir. Altıncı grup, yürüyen insanlar gibi takip edip geçecektir. Yedinci grup, günahlarını sırtlanmış ve yorgunluktan bitkin düşmüş, kâh oturarak kâh yürüyerek onu takip edecektir. Bu arada Hz. Peygamber (SAV), sırat köprüsünün üzerinde duracak ve ümmetinin geçişini bekleyecektir. Ümmetinden takılıp kalanların ellerinden tutup çekecektir. Sekizinci grup, hatalarının ve günahlarının çokluğundan dolayı yüzükoyun yatırılacak ve zincirlerle sürükleneceklerdir. Onlar bu halde iken;

-“Yâ Muhammed, Yâ Muhammed neredesin?” diyerek yardım isteyeceklerdir.

Muhammed Mustafa da (SAV);

-“Yâ Rab, ümmetime selâmet ver. Yâ Rab ümmetime selâmet ver” diye dua ve niyazda bulunacaktır. Peşinden dokuzuncu ve onuncu gruplar kalkacak ve sırat köprüsüne doğru yöneleceklerdir. Ancak onların geçmelerine izin verilmeyecektir.

Makale, Siraceddin ÖNLÜER’in tercümesini yaptığı bir kitap tanıtım yazısıdır. Mahşer Günü adlı kitabın rasgele sayfalarından alıntı yapılarak yayınlamıştır. Kitabın tamamını bir nefeste okuyacağınıza eminiz.

BENZER YAZILAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend