İslam ve İnsan

Münacaat ancak kalple yapılır

Münacaat ancak kalple yapılır

İlahi muhabbetin alametlerinden birisi de, geceleri Yüce Allah‘a yalvararak ibadetle geçirmek, sevgilisi Allah ile baş başa kalmak iştiyakıyla gün batımını hasretle beklemek, kalbin ilahi sırlara ulaşması ve gaybı müşahede etmesi için Rabbine münacaatta bulunmaktır.

Gönül ehli ariflere göre münacaat ancak kalple yapılır. Bu da kalbin gayb alemine ait gizlilikleri müşahede etmesi, melekût aleminin sırları içinde dolaşması, ruhların nuruyla ceberût aleminde yükselmesi ile olur. Yüce Sevgilinin nurlarının şuaları, o kalbleri götürerek ilahi sır hazinelerinin üzerine bırakır. Münacaat, kalbin ilahî yakınlığı görmesinin bir delili ve Cenab-ı Hak ile ünsiyet ettiğinin bir isbatıdır.

Allahu Teala’dan rivayet edilen sözde şöyle buyurulmuştur:

“Etrafı karanlık basınca beni unutup sabaha kadar uyuyan, sonra da beni sevdiğini iddia eden kimse yalan söylemiştir. Her seven, sevdiği ile baş başa kalmayı arzulamaz mı? İşte ben buradayım, sevdiklerime yakınım, onların gizli sözlerini ve sohbetlerini işitmekteyim; ben onların iniltilerine ve şikayetlerine şahidim.”

Önceki alimlerin birinden nakledildiğine göre Allah (c.c) sıddıklardan birisine şöyle vahyetmiştir:

” Bunun üzerine sıddık:

Ya Rabbi! Onların alameti nedir?” diye sorunca Allahu Teala şöyle vahyetti:

“Şefkatli bir çobanın koyunlarını takip edip izlediği gibi, onlar da gündüzleyin gölgeleri takip ederek ibadet vakitlerini tesbite uğraşırlar. Gün batımında kuşun yuvasına dönmeyi arzuladığı gibi; onlar da bana ibadet için güneşin batmasını arzularlar. Gece olup her yanı karanlık kaplayıp, döşekler serilince, yataklar yayılınca ve her sevgili sevgilisiyle başbaşa kalınca, onlar bana ibadet için ayakta durur, yüzlerini benim için yere/secdeye sererler. Bana kelamımla münacaat ederler. Kendilerine ihsan ettiğim nimetlerimi zikrederek beni övüp dururlar. Bazen bağırarak, bazen ağlayarak, bazen eyvah ederek, bazen şikayet ederek, bazen ayakta, bazen oturarak, bazen rükûda, bazen secdede oldukları hâlde geceyi geçirirler. Onların benim için katlandıkları sıkıntıları görüyor, muhabbetimden dolayı nasıl dertlendiklerini işitiyorum. Onlara ilk olarak üç nimet veririm:

Birincisi: kalplerine nurumdan bir parça nur atarım; artık benim onlardan haber verdiğim gibi, onlar da benden haber verirler.

İkincisi: Eğer yedi kat gökler, bütün yerler ve ikisinin içindekiler sevap olarak onların mizanına konacak olsa, onların yaptıklarına karşılık olarak bunları az bulur, kendilerine daha fazlasını veririm.

Üçüncüsü: Onlara zatımla (özel olarak) yönelirim. Bir düşün, benim zatımla yöneldiğim bir dostuma ne vereceğimi hiç kimse bilebilir mi?”

Kalplerin Azığı (Kutu’l Kulüp)

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Kapalı