Tövbeyi ne zaman tazelemek lazım?

Kardeşler, ilahî muhabbetin kalbe girebilmesi için dünya sevgisinin çıkması gerekiyor. İkisi birbirinin zıddıdır. Birbirinin aksi kutuplardır. İkisi aynı yerde bulunamaz. Ateş ile su gibi.
Ateş ile su beraber aynı kap içerisinde durur mu? İşte muhabbetullah da böyle. Kalpte Allah sevgisi olursa, dünya oradan çıkar. Şayet kalbimizde dünya muhabbeti varsa bu seferde Allah sevgisi çıkar. İçi su dolu şişe gibi. Suyu boşaltırsanız hava şişenin içine kendiliğinden girer.

Muhabbet-i ilahiyyeyi kalbe koyan, mürşid ziyareti, nazarı ve tesbih yani zikirdir. Bunlar kalbi temizler, Allah sevgisini kalbe yerleştirir. Bunlar olmadan, kalp temizlenmiyor. Başka türlü olmuyor.
Camilerde vaaz edip de bu yolu tanımayan, anlamayan insanların millete faydalı olamaması işte bundandır. Dünya sevgisini çıkaramamış. Kalbini masivadan temizleyememiş. Kalkmış muhabbet-i ilahiyyeden bahsediyor.

Kardeşler, Sadatın yanında tövbe eden herkes muhakkak istifade eder. Mübarek Gavs hazretleri;

-“Tövbe eden herkes yükünü buradan doldurur. Kimisi o yükü kapıda bırakır, kimisi yolda. Bazısı da evine az bir şey götürür. Fakat ekseriyet daha evine varmadan çoğunu kaybeder” buyurdu.

Sofilerden, özellikle de genç sofilerden şu soruyu sıkça duyuyoruz: “Menzil’e geliyor tövbe ediyoruz. Birkaç ay durumumuz iyi oluyor, sonra yavaş yavaş bozulmaya başlıyoruz. Hatmeler seyrekleşiyor, rabıtalar azalıyor, namazlar gecikmeye başlıyor, tesbihler zorlaşıyor.. Yavaş yavaş değişiyoruz.Ne yapalım, çaresi nedir? Ne olacak halimiz? Tekrar gidip tövbe edersek tekrar düzeliyoruz. Ama bir müddet sonra..” Bu durumu Gavs-ı Sani hazretleri ne sorduk, mübarekler şöyle buyurdu:

-“Haram nazar, günahlar, zulmet, yabancı arkadaşlar (sofi olmayan), vaktini faydasız işlerle geçirmek (televizyon izlemek, surda burada laklaka yapmak vb.); bunlar sofiye zarar veriyor. Eğer insan bunlara riayet ederse tövbenin tesiri daha uzun sürer.

Tövbeyi ne zaman tazelemek lazım?

Bu durumda, “Mürşidimizi ne kadar zamanda ziyaret edip, tövbe etmeliyiz?” sorusu akla geliyor. Mübareklere bunu da sorduk. Gavs hazretleri

-“Yakın olanlar gelebiliyorsa her gün, biraz uzakta olanlar haftada bir. Daha uzakta olanlar on beş, yirmi günde bir. Daha uzak olanlar ayda bir, iki üç ayda bir ziyaret edip tövbe tazelemelidir” buyurdu.

Senede en az bir defa muhakkak gitmek lazım. Ama mazereti olanlara müsaade var. Mesela yaşlıdır, hastadır, fakirdir; bunlar gerçek mazeret sahibi, gidemez. Onlara izin vardır, zarar yoktur. Peki, sık sık Sadatı ziyaret etme imkanı olanlar büyük tövbeyi kaç günde bir yapmalı? “Acaba böyle her gelişimizde tövbe alsak adapsızlık olur mu?” diye soranlar oluyor.
Sadatlar “Hayır, adapsızlık olmaz. Tövbe için bir zaman yoktur. Her gün bile alınır” buyurdular.

Fakat bu durum sadece mürşid elinden alınan tövbe içindir. Vekilden sık sık tövbe alınmaz. Sık tövbe almak isteyen illa mürşidini ziyaret edecek, Menzil’e gidecek. Bir de, büyük günah işleyenlerin kalbi kararıyor, ibadetten tez soğuyor. Tövbesini tazelemezse ibadetleri tamamen elinden gidebilir.

Muhammed Diyauddin Hazretleri (K.S) bir defasında abdest alıyormuş. Bir ayağını yıkamış, sıra diğerine gelmiş. Bu sırada yaşlı bir zat yanına gelmiş; kendisinden tövbe almak istemiş. Mübarek, hemen yaşlı zata dönmüş ve ona tövbe vermiş. Daha sonra abdestini yeniden almış. Yanındakiler,
-“Kurban, abdestinizi bitirip de tövbe verseydiniz olmaz mıydı?” deyince şöyle buyurmuş:
-“Eğer o kişi, bu esnada vefat etmiş olsaydı ben Allah katında mesul olurdum”

Günahı küçümsemenin ve günahta israrın zararları

Bu hususta iki önemli mesele var; birincisi hiç kimsenin kul hakkına tecavüz edilmemelidir. Eliyle, kalbiyle, diliyle..

Peki, kalbiyle kul hakkı nasıl olur? İçinde başkası hakkında sui-zan beslemekle.. Diliyle tecavüz ise gıybet etmekle; eliyle hakka girmekse mümin kardeşine vurmakla, eziyet etmekle, zulmetmekle olur. Böyle şeylere çok dikkat edilmelidir. Bu, insanı imansız olarak götüren en önemli sebeplerden biridir.

İkincisi, günahlarda ısrar etmektir. Günah olduğunu bile bile, kasten yapar gibi günah işlemek günahta ısrar etmektir. Bu da çok tehlikelidir. Mesela insan, günah işleyince pişman olur.
“Nefsime uydum yaptım, pişmanım” derse günahta ısrar etmiş sayılmaz. Ne zaman ki işlediği günahına hiç aldırış etmez ve tövbe etmeyi de düşünmez ise, işte o zaman günahında ısrar etmiş olur. İnsan “Ne olacak bu kadarcık günahtan?” diye düşünebilir.

Zaten, günahı küçük görmek en büyük tehlikedir. Evet, yapılan günah, küçük günahtır ama kişi, günahı küçük görünce günahı “büyük günah” olur.
Bir diğer önemli konu da kötü ahlak sahibi olmaktır, içinde kin, haset, cimrilik vb. kötü duygular beslemek çok tehlikelidir. İşte bütün bunların özeti şudur:

Sadat-ı Kiram efendilerimizin gayesi, terbiyesi altında bulunan kimseleri imansız olarak ölmesine sebep olabilecek pek çok manevi kusurlardan arındırmaktır. Nefis terbiye olursa, insanda kötü ahlak kalmaz. İçine Allah Teala’nın muhabbeti dolar, ihlas girer. Her yaptığı Allah için olur. Nefis pay alamaz. Cenab-ı Hak da, sevdiklerini bizzat kendisi korumuş olur. Böyle olunca da bizler, ahirete imansız götürecek hareketlerden muhafaza edilmiş oluruz. Bu konuda en güzel çözüm Sadat-ı kiramın sevdikleri arasında olabilmektir. Çünkü bu büyüklerin yanına gidince insan, kendi küçüklüğünü görüyor, işlediği günahların büyüklüğünü anlıyor ve, “Geçmişteki hatalarım için yanıyorum” demeye başlıyor.

Bu güzel, çok güzel bir şeydir. Müridin bu şekilde üzülmesi çok faydalıdır. Bu şekilde üzülen kişilere, Allah Teala çok rahmet eder. Bu üzüntüyü üzerimizden atmamak lazım. Günaha girdiğimiz zaman, ne kadar çok üzülürsek o kadar kıymetlidir. Bu duygu, insanın nefsini kırar. İnsan nefsi ezildikçe yüce Allah yanında kıymeti artar. Şayet nefis, kusurlarını unutursa yavaş yavaş yaptığı ibadetleri beğenmeye başlar. Bu ise çok kötüdür. Kusurlarını unutmaktansa üzülmesi, insana çok daha fazla fayda verir. Onun için kardeşler! İşlenen günah küçük de olsa insanın içinde muhakkak pislik meydana getiriyor.

Merhum Doktor Ahmet ÇAĞIL

BENZER YAZILAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend