Allah Dostlarından Sözler

Bin hacdan hayırlı amel gönül yapmak

Bin hacdan hayırlı amel gönül yapmak

Kabe’yi Halil İbrahim Peygamber inşa etmiştir. Ona dostun yaptığı ev manasına gelen “Beyt-i Halili” denir. Müminin gönül Kabe’sini ise Allah Teala nurlarıyla kuşatıp, aşk ve sevgisiyle süslemiştir. Ona da Cenab-ı Hakk’ın yaptığı ev manasına “Beyt-i Celili” denir. İkisinin de hakkı ve adabı vardır, ancak müminin hatırı daima öndedir. Bu konuda Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v), Kabe’yi tavaf ederken şöyle buyurmuştur: “Sen ne güzelsin, kokun da ne hoştur! Sen ne kadar büyüksün; hürmetin de çok büyüktür! Allah’a yemin olsun ki, müminin hürmet ve kıymeti senin hürmetinden daha büyüktür. Şüphesiz Allah Teala sende bir şeyi haram kıldı; seni haram bölgesi yaptı. Fakat müminin üç şeyini haram kıldı; malını, kanını ve şerefini. Bir de müminin hakkında kötü zan beslemeyi yasakladı.” (İbnu Mace, Tabarani, Beyhaki, Heysemi) Bunun için bir gönüle girmek Yunus’un dediği gibi bin hacdan evla olduğu gibi, bir müminin gönlünü kırmak da Kabe’yi yıkmaktan daha kötü görülmüştür.

GÖNÜLSÜZ GÜZELLİK OLMAZ

Yüce Allah’a dostluğun merkezinde gönül vardır. Gönülsüz kulluk ve dostluk olmaz. Sevgi gönüle girmedikçe, iman kalbe inmedikçe sahibine fayda vermez. Bunun için Yüce Allah gönüle öncelik vermiş, ilk olarak onu davet etmiş, peygamberlerine önce gönüle girmelerini, kalbi kazanmalarını emretmiştir. Kalbi kazanan kimse en büyük zaferi elde etmiştir. Kalbi kaybeden kimse ise, ne yaparsa yapsın insanlıktan uzaktadır.
Bütün dünya insana hizmet için hazırlanmıştır. İnsan ise ilahi sevgiyi taşımak, yüce ahlakı yaşamak, kendisi ve kainat adına Yüce Yaratıcı’ya şükretmek için yaratılmıştır. Bunu yapacak olan ise gönüldür. İşte bu gönlü hazırlamak için yapılan hizmetler, dünyada yapılan en büyük iyiliktir.
Gönüle girmenin yolu sevgi ve nezaketten geçer. Bu nedenle gönülleri Allah sevgisiyle buluşturma görevindeki bütün peygamberler en güzel sıfat ve ahlâkla donatılarak insanlığa tebliğle görevlendirilmişlerdir. Onlar ince ruhlu, güzel huylu, sevgi yüklü, samimi, edepli, cömert ve mert kimselerdir. Onların izinden giden ve hakka daveti üstlenen Allah dostları da aynı güzel sıfatlarla gönülleri fethetmişler ve onlara ilahi sevgiyi aşılamışlardır.

Yüce Allah, Rasulü Hz. Muhammed Efendimiz’e (s.a.v) gönüllere girmenin ve onları hak yolda bir araya getirmenin ancak rahmet, merhamet, bağışlama ve sevgi ile olabileceğini şöyle bildirmiştir: “Rasulüm, Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba davranışlı ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et, bir iş yaparken kendileriyle istişare yap.” (Al-i İmran, 159) Diğer bir ayette ise, hak yolda gönülleri birleştirmek için dünya dolusu mal harcansa buna imkan olmayacağı, bunun ancak ilahi sevgi ve yardım ile mümkün olduğu bildirilmiştir. (Enfal, 63)
Şu halde hak yolunda hizmeti seçenler, insanların kalplerini neyin etrafında toplamak istediklerine iyi bakmalıdırlar. Bunun gönüllere Allah sevgisini işlemekten ve onun meyvesi olan güzel edebi elde etmekten başka bir yolu olmadığı bilinmelidir.

GÖNÜL KABE’SİNİ YIKMANIN HESABI AĞIR OLUR

İyi niyetle de olsa, şahsımızdan kaynaklanan usül ve edep hatası yüzünden hiçbir müminin gönlünü kırma, incitme, haktan soğutma hakkımız yoktur. Dinimizde yalnız Allah için kızmak vardır. Bir müminin açıkça yaptığı yanlış bir işinden dolayı kendisi uyarılır, hataya devam ediyorsa Allah için kızma hakkımız vardır. Kusura kızarız, fakat mümin kardeşimizden nefret edemeyiz. Ona “Ne halin varsa gör, kahrol git!” diyemeyiz. Nasihat, ikaz ve dua ile kötülük ve hatasından dönüşüne yardımcı olmaya çalışırız.

BİRBİRİMİZİ ALLAH İÇİN SEVMELİYİZ

Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.v), Allah için sevmede ve kızmada, bizlere en güzel örnek olmuş ve Allah için sevmenin nasıl olacağını şöyle açıklamıştır: “Kendin için sevdiğin ve istediğin bir şeyi, insanlar için de sevmeli ve istemelisin. Kendin için kötü gördüğün ve istemediğin şeyleri insanlar için de kötü görüp istememelisin. İşte Allah için sevgi böyle olur.” (Ahmed b. Hanbel, Heysemi) Allah için sevmek, O’nun sevdiği şeyleri sevmektir. Allah için kızmak da, O’nun sevmediği, gazap ettiği ve lanetlediği inanç ve amellerden kaçmaktır. Kalbinde bu hale ulaşan insan, geçek imanı elde etmiştir. Çünkü bu hal gerçek muhabbet ve ihlasın meyvesidir. Şunu bilmeliyiz ki; Kabe’ye gitmeye herkesin gücü yetmeyebilir ama bir gönüle girmeye hepimizin gücü yeter. Ve yıkılmayan saltanat, gönüllere kurulan sevgi saltanatıdır. Allah Teala bizlere gönlü Allah için çarpan Hak aşıklarının gönlüne girmeyi nasip etsin.

S.M.Saki El Hüseyni

Facebook sayfamız Twitter sayfamız

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Kapalı
Kapalı