Aile Saadetinin Anahtarı

Aile Saadetinin Anahtarı

Aile Saadetinin Anahtarı

Müslüman gençler “Evlenen dininin yarısını koruma altına almıştır” hadis-i şerifini ölçü alır. Evlenip yuva kurmayı Rabbi’nin rızasına bir yol, bir ibadet olarak algılar. “Adet yerini bulsun” şeklinde değil. Allah rızası dışında bir amaç için evlenen ve bu şekilde huzur arayanların kalbini ıslaha yönelmesi gerekir.

Aile ve yuvanın saadet kaynağı olması için; mümin evliliğe her şeyden önce ibadet nazarıyla bakar. Şöyle ki: Rabbi’nin haklarında “Onlar ki, ey Rabbimiz derler. Bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözbebeğimiz olacak (salih insanlar) ihsan et. Bizi takva sahiplerine rehber kıl” (Furkan, 74) buyurduğu övülmüş kullardan olmak için evlenir. Onlar, Peygamberimiz’in (s.a.v) “Evlenin, çoğalın” (Beyhaki) tavsiyesinin bir gereği olarak yuva kurar. “Evlenen dininin yarısını koruma altına almıştır. Diğer yarısı için de Allah’tan korksun” (Ahmed b. Hanbel) hadis-i şerifi mucibince evlenir. Yani evlenip yuva kurmayı Rabbi’nin rızasına bir yol, bir vesile olarak algılar.

Bu niyetle yola çıkan mümin şunu unutmamalı ki, eş seçimi kişinin kendi iradesiyledir. Ama bizim irademizi kuşatan bir de mutlak irade vardır. Doğduğumuz ülke, ebeveynimizden devraldığımız özellikler vs. bu külli iradenin birer tezahürüdür. Yani bizim dışımızda seçimimizi etkileyen büyük etkenler de var. Dolayısıyla mümin, yaşadığı aile hayatında kendi nefsi arzularına göre karar vermeden önce ilahi programın cilvelerini arar, içinde bulunduğu durumdan kendi manevi hayatı için ibretler çıkarır. Çünkü “kader” ve “kısmet”e inanır.

Mümin eşine sadıktır. Eşinde hoşuna gitmeyen bazı haller olsa da sadıktır. Peygamberi’nin, “Zevcenizden herhangi bir fenalık görürseniz ondan nefret etmeyiniz. O zaman ona daha başka, daha güzel, daha iyi sözler söyleyiniz” tavsiyesine uyar. Kalbi eşinden soğumuşsa da, “Onlara hoşça, güzelce muamele edin. Şayet onlardan nefret edecek olursanız (tahammül edin.) Belki Allah, sizin nefret ettiğiniz şeyi büyük hayırlarla donatmıştır.” (Nisa, 18) ilahi emri doğrultusunda hareket eder.

Aile Saadetinin Anahtarı

Mümin bilir ki, Rabbi’nin onun elinin altına verdiği her şey bir emanet ve sınanma vesilesidir. O sebeple kendi haklarını da, emanetlerin haklarını da öğrenir ve gözetir. Allah Rasulü’nün şu sözünü rehber edinmiştir: “Her biriniz eli altındakilerden sorumludur. Erkek, karısından ve çocuklarından sorumludur. Onların sorumluluğu erkeğin boynundadır. Kadın da kocasından ve çocuklarından sorumludur.” (Buhari) Bu anlayış neticesinde karı-koca dinimizin öngördüğü vazifeleri ibadet niyetiyle yerine getirir. Nefislerine ağır gelse de, kul kıymet bilmese de, karşılığını Rabbi’nin mutlaka vereceğini bilir. İşte bu sebeple, Müslüman ailelerde ihmal ve boş vermişlikten kaynaklanan çözülmeler kolay kolay yaşanmaz.

Huzur ve mutluluğun yeri kalptir

Mümin erkekler ve hanımlar, huzur ve mutluluğun yerinin kalp olduğunu; birtakım manevi rahatsızlıklarla malul insanın hiçbir şeyle, hiçbir kimseyle tatmin bulamayacağını bilir. Kalp, Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v) bildirdiğine göre Allah’ın iki kudret parmağı arasındadır. Allah, kalbi dilediği yöne çevirendir. Bundan dolayı Efendimiz (s.a.v) Allah’a yakınlaşmak için çaba göstermemizi ve şöyle dua etmemizi tavsiye ediyor: “Ey kalpleri evirip çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl!” (Tirmizi) “Allahım! Kalbimi sana itaat üzere sabit kıl!” (Ahmed b. Hanbel)

Aileyi bir arada tutan hamur sevgidir

Ailenin temelini, yani eşleri bir arada tutan hamur sevgidir. Sevgi ise kalptedir. Sevgi de, kalp de manevidir ve insan gücü kullanılarak müdahale edilemez. İşte müminler, sevginin de kalplerin de sahibi olana, kendisinden başka hiç kimseye kalplere müdahale etme hakkı tanımayan Allah’a kulak verir ve O’na yönelir ki kalpler düzelsin.

Kalpleri, gönülleri kudreti altında tutan Allah, bu yönelişin ve neticede huzura kavuşmanın yolunu tarif ediyor: “Dikkat ediniz!.. Kalpler sadece Allah’ın zikri ile huzur bulur.” (Ra’d, 28) Allah’ın zikrinden maksat O’ndan gafil olmamaktır. Her halimizde, her şeyi O’nun yarattığını, her yerde O’nun kontrolünde olduğumuzu düşünebilmektir. İnsan Allah’ı zikrettikçe, Allah da kulunu zikreder. (Bakara, 152) Allah’ın kulunu zikretmesi, ona ikram etmesi, acıması, onu rahatlatması, kalbine rahatlık vermesi demektir.

Aile hayatında olduğu gibi hayatın diğer bütün alanlarında huzura ulaşmanın başka bir çaresi, başka bir adresi gerçekten yoktur. Hayatını Allah’ın koyduğu ölçüler dahilinde sürdürdüğü halde bazı çözümsüz gibi gözüken sıkıntılara maruz kalınabilir. Bu durumda bir hak dostunun rehberliğine müracaat etmek gerekir. Böyle kimseler hallerini onların kılavuzluğuna iletirler. Kendilerini ve çocuklarını perişan etmeyecek en makul çözüme ulaşırlar. İlahi ölçülere uyulduğu sürece aile; huzur ve mutluluğun kaynağı, güçlü toplumsal bünyenin temeli olmuştur.

M.Saki El Hüseyni
Aile Saadetinin Anahtarı

BENZER YAZILAR

Send this to a friend